Beyerdynamic DT880 İzlenimleri – Witness
Genel İzlenimler (malzeme kalitesi-işçilik-konfor v.b.)Bir kere kulaklık Alman malı. Bu yüzden daha baştan bir adım önde işçilik konusunda benim için. Yine birleşim noktalarının yapıştırılmaması; vidayla sabitlenmesi küçük ama uzun vadeli kullanımlar için olumlu bir ayrıntı. İşçilik olarak eleştirilecek tek nokta kulaklığın gevşetme mekanizmasının biraz fazla oynaması. Gerçi yılların verdiği bir yıpranma mı bilmiyorum ama öyle çok önemli bir şey değil.
Malzeme kalitesi yeterli seviyede, kablosu rs1 e göre daha ince ve göze hoş geliyor. Konfora gelince burada DT880 ağırlığını fazlasıyla hissettiriyor. Geniş oldukça yumuşak padleri ve derin kabini sayesinde kulağa hiç baskı yapmadan oturuyor. Kafaya baskı yaptığı da söylenemez. Ben çok az hissettim bir baskı ama kesinlikle rahatsız edici değildi. Kaldı ki kafamın biraz irice olması ve Metin’in kullandığı zamanlarda hiç baskı olmadığını söylemesi genel kullanıcılar için çok çok konforlu olduğunu kanıtlıyor.
Benim dt880 de ergonomik olarak en çok beğendiğim özellik kablonun tek taraftan gelmesi. Böylece rs1 deki gibi 3 saniye içerisinde arap saçına dönmüyor. Belki çok önemli görünmeyebilir ama gecenin bir saati müzik dinlemek isteyip o karanlıkta kablo ayıklamayan ne demek istediğim anlayamaz.
Ses KalitesiÖncelikle head-fi de Grado'ya benzetilen ses karakteri ile kendi dinlediklerimi karşılaştırınca şok geçirdim diyebilirim. Mkiii ile dinlediğim zaman bass-head bir kulaklık gibi hissettim ilk anda. Daha sonra musiland 02 nin kendi amfisiyle denedim,ses daha dengeli duyulmaya başladı ama şunu kesinlikle söyleyebilirim düşük frakans aralığı ve mid tepkileri gradoya pek benzemiyor.
Bu arada bana kalırsa 200 ohmluk rezistör ile denediğimde mkiii ile ses ilk seferkinden daha kontrollü duyulmaya başladı. Kesin şeyler söylemek istemiyorum ama hissettiklerim bu yöndeydi
Düşük frekans aralığı tepkisi:Bence DT880 (2005 versiyon) en zayıf karnı burası. Biraz bilinçli bir şekilde,sahne derinliğini arttırmak için konrolden ödün verilmiş. Sürücüye eklenen kalın süngerler,yarı açık sürücü yapısı da bunun ipuçlarını veriyor. Karşılığında güçlü bir yankı etkisi veriyor kulaklık özellikle senfonik eserlerde bunu hissedebiliyorsunuz. Ama rs1 ile kıyasladığım zaman daha kontrolsüz mid baslar, biraz dağılma-patlama eğiliminde gibi geliyor. Bunu bir yana bırakırsak, bas yetersizliği gibi bir sıkıntısı yok. Hatta bas karakteri sayesinde yapay basları olan müziklerde oldukça tatmin edici sonuçlar verebilir.
Orta frekans aralığı tepkisi:Bu alanda yapabildikleri kulaklığın ne amaçla üretildiğini çok açık gösteriyor. Genel karakteri düşünüldüğünde midler biraz geride olarak yorumlanabilir. Ama senfonik eserlerde tek kelimeyle keyif veriyor. En çok hoşuma giden şey çok hızlı ve canlı tepkileri. Canlıdan kastım gradoda olduğu gibi agresif yapısı değil. Hertürlü ani tepkiyi tolere edebilen bir karakter bu. Bu sayede farklı enstrümanlar çok keskin iniş çıkışlar yaparken bile her ses için yeterli bir hacim var,böylece ayrıntı konusunda sınırları zorluyor dt880 bunda hiç şüphem yok. Rs1 ile kıyasladığım zaman çok farklı özellikler dikkat çekiyor. Rs1 daha sıcak,gerçekçi ve yakın,dt 880 hızlı soğuk uzak.. Bence tamamen birbirlerinin eksiklerini kapatan iki kulakık rs1 ve dt880.
Yüksek frekans aralığı tepkisi:Beni DT880 konusunda şaşırtan ikinci şey yüksek frekanslarda gösterdiği performans oldu. Açıkçası biraz kontrolsüz gelen basları tizleri kırpıyor zannettim ama tam tersine gayet açık ve ayrıntılı tizleri var. Bence rs1 e en çok benzediği alan yüksek frekans başarımı. Gerçi tizler çok hassas bir konu olduğu için ikisini yan yana test etmeden bir şey söylemek zor ama mesela zil seslerini rs1 e çok benzettim. Genel itibariyle oldukça başarılı
Sahne performansı:DT880 in çok beğenildiği özelliklerinden birisi de sahne derinliğidir heralde.Gerçekten farklı bir boyut katıyor müziğe. Beni etkileyen yanı dinleyenin oturduğu yerden ziyade enstrümanların sahne üzerinde dağılımlarını yansıtma şekli oldu. Midlerdeki başarısını belkide buna borçlu dt880. Her farklı ses için bir boşluk yaratabiliyor böylece her ses belirli bir noktada başka birşeyle karışmadan kulağa kadar geliyor. Bu konuda rs1 ile karşılaştırılacak pek bir şey yok gibi ; rs1 canlı agresif yapısı için müziği DT880 e göre oldukça sığ bir alanda yaratıyor. Bu yüzden iki modelin birbirinden ayrıldığını zaten tahmin etmek zor değil.
Genel değerlendirme:Metin'le de hep aynı şeylerin üzerinde durduk, iki kulaklık birbirlerini kesinlikle tamamlıyor. Rs1 in sahne yapısı, karakteri onu oldukça canlı gerçekçi ve agresif bir kulaklık yapıyor. DT880 ise geniş sahnesi, analitik yönleri ve enstrüman ayrımındaki başarısıyla tam bir klasik müzik kulaklığı. Bu arada diğer türler için başarısız olduğu anlamı çıkarılmasın,açıkçası ne tür müzik dinlersem dinleyeyim hepsi için tatminkar sonuçlar aldım. Mesela mid baslardaki karakteri ile tekno müzik için rs1 den daha iyi bir seçim. DT880 in ses başarımı konusunda eleştirebileceğim iki nokta var. Bunlardan birincisi basların kimi zamanlar kontrolsüz çıkması,ikincisi (bu bazı müzik türleri için bir avantaj aynı zamanda) daha renksiz midleri. Grado rs1 ise DT880 in tersine daha kontrollü ve yüksek çözünürlüklü baslara sahip,vokaller için daha gerçekçi ve canlı bir performans sunuyor. Daha önce de söylediğim gibi birbirlerinin eksiklerini çok iyi kapatıyorlar tek kelimeyle. Ben klasik,tekno-pop müzik için DT880 ile, caz, rock-metal müzik içinse rs1 ile müzik dinlemeyi tercih ederim. Müzikten zevk alan ve bizim gibi kulaklıkla bu işe devam eden kullanıcıların bu iki kulaklığıda edinmesi gerektiğini düşünüyorum.. Bu arada 600 ohmluk DT880 modelinin özellikle düşük frekans başarımında 250 ohmluk modelde daha başarılı olduğunun söylendiğini hatırlatmakta fayda var. DT880 i deneme imkanını yaratan Metin’e çok teşekkür ediyorum. Bende yakın zamanda alacağım kulaklığı DT880 olarak belirledim onun sayesinde.

**midleri çok daha fazla bölgeye ayırabilirdim çünkü farklı araklıklar için gerek rs1'in gerekse DT880'in değişkenlik gösterdiği noktalar var. Bu yüzden puanlamayı değerlendirirken bunu göz önünde bulundurmakta fayda var.
Ses karakterleri:
Bas…………………………...
Mid……………………………….
TizBeyerdynamic DT880 ………………………... x……..……………………………….
Grado Rs1 ………………………………......x……………………………….
Grado RS1 İzlenimleri – Be Creative
İlk izlenimler Plastik Grado modellerinin üzerine metal sr325’den sonra ahşap çok farklı ve oldukça güzel bir görüntü vermiş RS1’e. Enteresan görünüşüyle dekor bile olur bence ki kullanım alanı da gayet geniş yani. Çevremde görenler tarafından 1930ların radyolarıyla çok güzel uyumu olabileceği yönünde telkinlerde bulunanlar bile oldu. Diğer hiçbir kulaklığa bu konuda benzememesi çok güzel ve kendine has bir yanı.
Konfor olarak diğer Grado’lara göre daha iyi. Bunun sebebiyse SR325 de dahil tüm Grado’larda yeterince sıkı olmama problemi vardı, yani kafadan düşüverecek gibi duruyordu. RS1 yanlardan daha fazla basınç yapıyor ve daha sıkı. Ancak yine kulağın boşta kalamaması RS1’e ‘konforlu’ demenin önündeki en büyük engel.
Ses KalitesiBaslarKesinlikle çok farklı, çok beğendim. Son derece saydam, her anı yakalanabilir ve gerçekten ilginç bir titreşime sahip; şöyle ki, kulaklık DT880, HD650 ve hatta basları daha zayıf olan AKG modellerinin aksine ne dışarıdan ne de içeriden fiziksel olarak titremiyor. Ancak oldukça derinden geldiği hissedilmekle beraber kesinlikle kafanın içinde titreşimi hissettiriyor.
Aynı zamanda, görevi basları zaten az vermek olan kulaklıklarda kontrolü sağlamak elbette çok daha kolay, ama ben basları dominant ve akıcı yapmayı başarmanın yanında RS1’in kontrolü de başardığını düşünüyorum.
MidlerGenel olarak parlak bulunuyor Grado sesi ancak toplamda DT880’den daha sıcak ve koyu sesli olduğunu söylemek lazım. Bunu söylememin sebebi bunun temel sebebinin tiz ya da bas frekansları değil, midler olması. Yani biraz daha açmak gerekirse, Grado düşük midleri nötral tutmaya çalışıp, orta midleri DT880 gibi renksiz bırakıp, üst midleri ise AKG gibi gazlamış. RS1’den aşağıdaki modellerde de bu durum genel yapı itibarı ile belirgin ama RS1 hem bunu daha net olarak başarmış hem de Grado’nun yansıtmak istediği karakterin %100ünü çok üst bir model olarak RS1’de bulmak mümkün.
Orta midlerin renksiz olması öncelikle rock ve metal gibi türlerde çok rahatsız edici olacak fazla tizleşmeyi engellerken üst midlerin daha öne çıkması yine elektro-gitar seslerini çok bariz şekilde öne çıkarıyor. Dolayısıyla fazlasıyla agresif, çok canlı ve uzun dinletilerde yorucu da olabilen bir sesi var.
Bu ‘nötral ses verme’ ya da tarafsızlık (analitik olmayı kastetmiyorum) kavramıysa sanırım çok büyük oranda midrange’e bakılarak yorumlanıyor. Sennheiser tüm mid aralığında renkliyken, AKG de büyük oranda öyle. Bunun aksine Beyerdynamic de tüm aralıkta eşit oranda renksiz, yani o da nötral. Grado’yu ise o sınıfın dışında tutan midlerdeki dalgalanmaları gibi gözüküyor. En azından sanki dinleyicilerin bass-mid-tiz arasındaki dengeyle beraber ilk yoğunlaştığı noktalardan biri doğal olarak bu gibi.
Üst midlerin giderek yükselmesi tizdeki parlamaları da arttırırken keman sesleri ve benzeri çokça bu aralığa denk gelen seslerin fazlaca incelmesine sebep olabiliyor. Ya da ilk anda keman sesi anormal duyulmasa da uzun süre dinlendiği zaman bu hissi verebilir.
TizTizler maksimum düzeyde ayrıntılı, yeteri kadar parlayıp sivrilebilen ve de geziş alanı bulabilecek kadar iyi. Yani daha iyisini görmedim sanırım, DT880’e genel olarak oldukça benziyor – her ikisinin de genel parlaklığından olsa gerek. Ayrıldıkları nokta DT880’de tizlerin daha uzaktan gelip uzağa gittiği hissi var gibi, buna karşın RS1 daha yakından, dolayısıyla biraz daha sivri ve atak geldi bana. Sanırım öncelikle sahne farkıyla alakalı tabii bu, orada değinmem gerekebilir.
Diğer taraftan, ayrıntı konusunda hiçbir duymak istediğim sesi kaçırmadım. Maksimum düzeyde iyi bence tizleri. Tizsever arkadaşlar bakmalı.
Sahne DerinliğiGrado’nun RS1’deki tercihi de sahneyi yakından, hatta içinden takip etmek. Bu sayede çok aktif ve canlı verebiliyor sesi. Yarattığı dezavantaj ise enstrümanlara yakınlığın az enstrümanda ne kadar getirisi varsa, çok enstrümanda o kadar götürüsünün olması. Dolayısıyla yine rock-metal ya da jazz’da performansı çok olumlu, ama sahneden uzaklaşmanın gerektiği türlerde doğal olarak bunu başaramıyor. Bu durumda hem ses sıkışıyor hem de detaylar rahat duyulamıyor.
Genel olarak;tipik Grado karakterini en iyi yansıtan model. Muhteşem baslara, çok renkli ve dalgalanması bol bir orta frekans aralığına ve de son derece iyi tizlere sahip. Müzik türlerine göre bir özetleme yapmak gerekirse, senfonik metalde DT880, ve folk rock’ta K601/701 dışında rock ve metalde diğer ikisinden önde. Jazz için de sahneye yakın olmak önemliyse DT880’e göre daha canlı ve sivri, AKG’ye göre ise hiç mayışık ya da hantal değil. Klasik müzikte diğerlerinin gerisinde kalmakla birlikte genel olarak vokal ağırlığı gerektiren müziklerde de performansı gayet iyi.
Not1: İki rakam arasında kararsız kaldığım zaman (“9 düşük, 9.5 çok yüksek = en iyisi 9.3” gibi) ortasını seçmeye çalıştım.
Not2: En kısa zamanda ayrıca AKG K601 incelemesini yazacağım.
--------
Genel Not: Forum içinden düzenlemek istedik incelemenin önemli kısmını. Bu seferlik de böyle olsun bakalım.