Hata
  • Besleme bilgisi yüklenirken hata oluştu

Burson 160 Ds & Audeze Lcd2 İzlenimleri

Burson 160DS Teknik Bilgileri
Measurement:
Input impedance: 36.5 KOhms
Frequency response: ± 1 dB 0 – 20Khz
Signal to noise ratio: 110dB
THD: <0.12% at 150mW , 0.06% at 100mW
Channel separation: <54dB
Output power: 250mW (less than 1% distortion)
Output impedance: phones out 5.6 Ohms
Power dissipation: >20W, internal, regulated power supply
Inputs:
1 x USB Connection (Support up to 24bit @ 96Khz with 10ppm low jitter clock)
1 x Coaxial RCA (Support up to 24bit @ 192Khz)
1 x gold plated RCA (line level input)

Görüşlerime başlamadan önce sistemin sahibi Janvaljan Abime çok teşekkür ederim 10 gün kadar bana denemem için bu seti verdiği için. Sayesinde 10 gün boyunca gerçekten notaların havada uçuştuğu, inanılmaz bir müzikal deneyim yaşadım. Meğer ne sesler varmış duymadığım, 3 boyut hissi ve doğal sesi daha iyi anladım. Daha önce de söylediğim gibi bu konularda sitedeki bir çok arkadaşım kadar deneyimli değilim ama en azından görüşlerimi aktararak biraz fikir verebildiğimi düşünüyorum. Olumlu ya da olumsuz her görüş, yeni bir fikir daha iyi bir şeyler için hepimizi geliştirecektir diye düşünüyorum. Çok ta uzatmadan yazıma başlamak istiyorum.

Burson 160DS 800$ civarında satılan, abisi 160D den yaklaşık 400$ daha ucuz olan ve arada neredeyse kalite farkı olmayan bir Dac+Amfi kombosu. Öncelikle oldukça şık. Alüminyum kasası oldukça sağlam ve keskin hatlara sahip. Ben kendisini Sony Vaio dizüstü bilgisayarıma USB kablo ile bağladım, player olarak (Ozzy’ye teşekkürler) Foobar2000 kurdum, parçaların %60’ı 24/96 kayıtlardı, diğerleri de 24/48 kayıtlar. Kulaklık olarak Audeze LCD2 vardı stok kablosu ve Boğaç’ın yaptığı saf bakır kablo ile. Boyutları fotoğraflardan da anlaşılacağı gibi öyle çok büyük değil, A4 defterden daha küçük, oldukça sade. LCD 2 ile bence çok iyi bir ikili, oldukça rahat sürüyor bu canavarı Burson. Sürüyor derken öyle sadece yüksek sesten bahsetmiyorum, seste çatlama, tizlerde sivrileşme, baslarda yoğunluk yapmıyor. Kulaklık ne istiyorsa onu veriyor.

Genel olarak tabiri caizse “smooth” bir sesi var Burson’ın, güçlü ses veriyor, hızlı ve hafifte basa eğilimli ama çok tatlı bir eğilim bu asla güm güm tarzda değil, dolu, derin. Parlak ve sıcak arasında hoş bir dengede sunumu bence. Prat (Pace Rhythm and Timing) ise mükemmel diyebilirim. Bu Prat olayını ise şöyle anlatabilirim sanırım, dinlediğiniz şarkı sizi coşturuyor mu? Yoksa uyutuyor mu? İşte bu cihaz size müziği çok iyi bir şekilde sunuyor. Alıp sizi götürebiliyor özellikle yüksek empedanslı kulaklıklarla gücünü ve kimliğini daha iyi gösterebiliyor. Güçlü ve temiz bir ses sunabiliyor. Ses kontrol tuşu ile ilgili söylemek istediğim bir şey var; hassas değil ama olmaması da çok iyi bence zira sesi yükseltirken müziğin  de yükseldiğini hissediyorsunuz yani minicik bir çevirme ile acayip bir artış olmuyor. Ağırbaşlı bu konuda, yavaşça ve doyurarak artıyor, dolu dolu yani. Olumsuz tarafı yok my yahu her şey böyle gülistanlık mı diyeceksiniz. Tabii değil bana göre eskileri şöyle, öncelikle çok ısınıyor cihaz, ciddi anlamda çok ısınıyo, bilmiyorum ısıyı dağıtan bir şey yapılabilir miydi acaba içine ama sese etkisi olumsuz olur diye sanırım bir hava sirkülasyon olayı yok gibi. Bir diğer eksisi de en başta da yazdığım hafif bass lı yapısı nedeniyle bazı türlerde (Klasik müzik gibi) kendini hissettiriyor, öyle çok değil ama belli oluyor, onun dışında sahne geniş, 3 boyut havası kesinlikle hissediliyor.

Dac ile ilgili yazacaklarım bundan ibaret, genel anlamda ben çok beğendim. Hem müzik, hem de dizi / film için çok kullanışlı. Fimlerle ilgili olan bölümü LCD-2 hakkında yazarken anlatacağım biraz. Şimdi eşimin tabiriyle “babyboy” Audeze LCD-2 ile ilgili izlenimlerimi yazacağım.

Büyük, cidden büyük ama bir okadar da rahat, şık ve karizma. İlk başlarda alışması biraz zor gibi, zira ağır gerçekten ve kafanız bir tarafa çekebiliyor J Yaklaşık yarım kilo kendisi ancak hem göze hem de kulağa hitap ediyor. Kafa üstündeki deri çok rahat. Deri pedler sıcak havalarda biraz terleme yapıyorlar, bilmiyorum bu pedler upgrade oluyor mu ama oluyorsa eğer belki düşünülebilir yaz ayları için. Benim kulaklarım ne büyük ne küçüktürler, pedlerin içine çok raha bir şekilde sığdılar ve sorunsuzca dinledim. Ben stok kablo ile aldım önce, stok kablosu güzel özellikle jack kısmını çok beğendim ama genel anlamda kablo kulaklığa göre biraz zayıf geldi bana, daha sağlam hissi uyandıracak (eminim çok sağlamdır) bir kablo aradı gözlerim ve imdadıma Sevgili Boğaç’ın yaptığı saf bakır kablo yetişti. Aradaki ses farkına da değineceğim birazdan. Ayrıca belirtmek isterim ki çok şık bir kutuda geliyor kendisi.

Saf bakır kabloyu ilk taktığımda ses perdeliydi, baslar belirgin ama genel anlamda boğuk bir sunumdaydı. Stok kablodan aldığım zevki almadım ilk kullandımda. Daha sonra kendisini 50 küsür saatlik bir pişme sürecine bıraktım ve o süreden sonra seste belirgin, bariz iyileşmeler oldu. Öncelikle kulaklığın genel karakterinden bahsetmek isterim.

Oldukça geniş bir sahne hem yatayda hem de dikeyde, 3 boyut hissi son derece iyi ve "airy" bir ses karakteri var. Notalar havalarda uçuşuyor, gitariste uzanmak istiyorsunuz, AC/DC dinlerken keşke sütyenim olsa da atsam diyebilirsiniz o derece sizi içine çekiyor. Sizi alıp götürüyor resmen, iyi kayıtlarla çok başka alemlere uçabilirsiniz. Yeri gelmişken, bu kulaklık Westone 4 gibi, hata affetmiyor, iyi ve kötü kayıt ayırımı yapıyor ama değiyor aslanıma yapsın tabii ki. Mesela canlı “live” kayıtları dinlediğinizde şunu diyorsunuz “canlı” gerçekten de öyle, sanki siz de o ortamdasınız. Bu kulaklıklar size mükemmel bir dengeli ses sunuyor. Çok zengin tonlara sahip kulaklık, midler ve tizler dengeli oldukça detaylılar, birbirlerinin önüne geçme gibi bir durum yok. Dinlediğim bazı bayan vokallerde, akustik bir ortam vardı ve tek söylemek istediğim keşke hislerimi sizlerle paylaşabilseydim, ağzım açık dinledim. Oldukça lezzetli ve derin baslara sahip bir kulaklık. Gene tekrar ediyorum boomy değil, güm güm vurmuyor tam istediğim yerde duruyor.

Kablo demiştik yukarıda, stok kabloyu kullandıktan sonra Boğaç'ın yaptığı kabloyu kullandım, önce bir pişme sürecinden geçti şöyle ki; aslında kablo pişmiş bir kablo idi daha önce HD650'ye takılıydı amçları değişti ve gerçekten de pişme sürecinin bu uçlara çok olumlu katkısı oldu. Öncelikle sesteki perde aralandı, o koyuluk gitti sayılır ve basslar dolgunlaştı ve de uzadığını hissedebildim. Ayrıca sesteki sıcaklık daha da belirgin hale geldi. Pişmeden önce "bu ne yahu" dediğim kablo ve kulaklık ikilisi piştikten sonra "vay be varmış kerameti" şeklinde yorumlara vesile oldu.  Mesela pişme sürecinden önce ve sonra kuzenime dinlettim ki kendisi bu işlerden hiç anlamayan bir bayandır, yorumu şu şekilde olmuştu; "işte şimdi ses derinden geliyor, daha yoğun geliyor"

Benim naçizhane görüşlerim bunlardır. Ek olarak Burson 160DS, kısa sürede olsa dinlemelerimde HD 650 ile de uyumu çok hoşuma gitmişti özellikle elektronik müzik tarzlarında.

Zaman ayırıp okuduğunuz için şimdiden teşekkür ederim.

Sevgiler.

               

En Son forum aktiviteleri

Fotograf Galerisi