Kulaklık ve Amplifikatör Seçimlerinde Merak Edilenler ya da Sorular/Cevaplar

'Rehber Konular' bölümünde Sechtdamon tarafından 17 Ekim 2016 tarihinde başlatılan konu.

  1. Sechtdamon
    Çevrimdışı

    Sechtdamon FLAC

    Katılım:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    547
    Beğenileri:
    1.041
    Kulaklıklar, ampli seçimi ve bunun gibi konularda bir yazı yazmak istedim. Fakat iş biraz çığırından çıktı. Ben de format değiştirerek soru-cevap formatı şeklinde bir yazıya dönüştürdüm. Böylece benim unuttuğum/bilmediğim sorular da sizin yardımınızla eklenebilir.

    Tabii bu yazdıklarım, bütün mutlak doğru bilgilere sahip olamayacağım ya da işin uzmanı olmadığım için yanlış tabirler, bilgiler, açıklamalar içerebilir. Böyle bir durum fark ettiğinizde lütfen düzeltilmesi için gereken doğru bilgi ile birlikte uyarın.

    Ne kadar kaynakça verilse de aşağıda yazılanlar, tüm okunan kaynaklardan edinilen bilgilerin özeti niteliğindedir.

    Bu arada bu bilgiler işin salt teknik tarafı olduğu için seçimlerdeki en etkim yöntem dinleti yöntemidir.



    Soru 1: Kulaklık ya da sürücü nasıl çalışır?

    Sürücünün parçalarından başlayarak anlatayım; sürücü, bir mıknatıstan, bu mıknatısla etkileşime girecek ses bobininden (indüktör), bu bobinin etkileşimle hareket ettirdiği diyaframdan ve bu diyaframın hareketlerini sınırlayıcı kısımlardan (örümcek - arka, ve çevre – ön süspansiyon) oluşur. Bahsedilen ses bobini gelen akımla birlikte yüklenir ve belirli yüke eriştiğinde voltaj salınımıyla mıknatısla etkileşime geçerek hareket eder. Böylece ses dalgası oluşur. Tabii bu hareketten sonra sürücü yük durumundan kaynak durumuna geçerek bir akım yaratır, bu akımın kaynağa geri gitmesi gerekir, ki bu duruma empedans eşleşmesi sorusunda değinilecek.

    Ortodinamik sürücülerde de yapı farklı olsa da bu benzerdir. Genel yapı üzerinden konuşacak olursak; birbirinden belirli uzaklıktaki iki mıknatıs çok güçlü bir manyetik alan yaratırlar. Bunların arasında kalan diyaframda da ses bobini yüzeye dağılmış haldedir. Bu bobin yüklendiğinde (çalışma prensibinden yola çıkarak, dinamik kulaklıklara göre daha yüksek yük gereksinimi ya da daha doğru ifadeyle bu yükü koruyacak akım gereksinimi gerek diyaframın alan ve ağırlık farkından, gerekse daha güçlü manyetik alandan dolayı) bu iki mıknatıs arasında hareket eder. Bu diyaframın hangi mıknatısa doğru hareket edeceği, bir fazdaki birbirini takip eden her 180 dereceye göre belirlenir. Örneğin -180 derecede öne doğru hareket ederken, +180 derecede arkaya doğru hareket eder.

    Bu durum elektrostatik kulaklıklarda benzerdir:

    Elektrostatik sürücülerde, diyafram bias voltaj ile sabitlenir. Bu bias voltaj diyaframı statik hale getirip, sabit tutacak voltajdır. Sonra, statik yükle yüklenmiş diyaframı çekmesi için diyaframı sandviçlemiş statorlara (plakalara) aradaki boşlukla orantılı yüksek voltaj düşük akım verilir ve statik elektrik ile diyafram statorlara doğru hareket eder. Bu statorların yükleri de ortodinamiklerdeki diyaframın yükü gibi faz açılarına göre dağılır. Yani bir stator +180 derecede yüklenirken diğeri -180 derecede yüklenir.



    Soru 2: Kulaklık Empedans Nedir ve ne işe yarar?

    Bunu bir arkadaş su hidrolik analoji ile (suyun hareketi ile elektronların hareketinin benzerliğinden ve suyun hareketi gözlemlenebildiğinden elektriksel durumların da açıklanmasında kullanılan yöntem) şöyle açıklamış:

    “Voltaj kaynağı bir su pompası gibidir, boruların (yük) içinden geçen basınç (voltaj) yaratır. Saniyede borunun içinden geçen su miktarı ya da suyun akışı “akım”. Aynı miktarda su akışını sağlamak için (Sabit Akım) boru daraldıkça (yüksek empedans), daha fazla basınç (daha yüksek voltaj) gerekir.

    Tam tersi durumda da, daha geniş boru (düşük empedans) daha az basınç (voltaj) gerektirir.

    Bir kulaklığı fıskiye olarak ele alalım. Bir fıskiye gelen suyu sulanacak alana dağıtır (ses dalgaları yaratır). Fıskiye’nin sulanacak bütün alanı sulamasını istiyoruz, (istediğimiz yükseklikte – ama tavsiye ile rahat dinlenebilecek bir yükseklikte), eğer gerekenden fazla alanı sularsa ev ıslanır, eğer gerekenden az alan sularsa, bahçeye yetmez.

    Eğer fıskiyedeki delikler çok ise (düşük kulaklık empedansı), fazla suya ihtiyacı olur, fakat daha az basınca ihtiyacı olur (voltajdan ziyade daha fazla akıma). Eğer fıskiyedeki delikler az ise (yüksek kulaklık empedansı), suyu dağıtması için daha fazla basınç gerekir, fakat daha az su gerekir (akımdan ziyade daha fazla voltaja ihiyacı olur.)

    Yani, bazı fıskiyeler (kulaklıklar) eşit sulama dağılımı için, daha fazla basınca (voltaja) ihtiyaç duyarken, bazıları da daha fazla suya (akım) ihtiyaç duyarlar.”

    Kulaklıkların empedans grafiklerinin bütün frekanslar boyunca eşit olmadığını (ki genelde balanslı armatür kulaklıklarda çok barizdir) gördüyseniz, dip değer nominal empedansı, (ki genelde verilen budur), en tepe değer de maksimum empedansı gösterir.

    Bu verilen bilgiler ışığında söyleyebiliriz ki empedans, akımı sınırlandırarak sürücüye gelen efektif voltajı belirler.

    Örneğin; 32 ohm empedans ile 4 volt 500mW güç üretirken, 64 ohm empedans ile 4 volt 250mW güç üretir. Dolayısıyla empedans arttıkça eşit miktarda güç için voltaj gereksinimi artar.



    Soru 3: Kablonun Sese Etkisi ya da Rezistans Kapasitansa (Parazit Kapasitans) karşı

    Bunun da cevabı kısaca ve basitçe verilebilir: Kablo kalınlaştıkça sıralı iki kesit arasındaki yük farkı artacağından kapasitans (Parazit kapasitans) artar. Keza kablo inceldiğinde de daralmaya bağlı olarak elektron akım hareketi kısıtlanacağından rezistans artar. Bu sese etki kullanılan materyalin de iletkenliğine ve bu yukarda anlatılan değişkenlere göre farklılık gösterir. Ki bu farkın, yukarıda belirtilen değişkenlerin oranları çok küçük olduğu için ve sürücü karakterinin sabit olduğu göz önünde bulundurulduğunda çok da büyük olmaması kaçınılmazdır.



    Soru 4: Verimlilik ve Hassasiyet nedir ve Farkları nelerdir?

    Bu iki kavram birbiri yerine çok kullanılsa da, basitçe verimliliği açıklamak gerekirse:

    Verimlilik, sürücüye ya da kulaklığa iletilen çıkış gücünün, giriş gücüyle orantısıdır. Yani, hoparlörün çıkardığı ses gücünün (yine watt ile ölçülür) amplifikatörden çıkan elektriksel güce oranıdır. Ve verimlilik sürücünün ya da kulaklığın empedansından bağımsız olarak ölçülür.

    Hassasiyet ise kısaca, ne kadar gerilim ya da güç ile bir sürücünün ne kadar ses şiddeti sağlayacağıdır.

    Hassasiyet hesaplanırken, empedans değerleri de işin içine katıldığından, genelde hassasiyet bilgisi verilirken sürücünün hangi frekansta ne kadar hassas olduğu belirtilir çünkü empedans frekanslar arasında genelde (neredeyse her zaman) değişkendir.

    Hassasiyette ise kıstas ses gücünden ziyade (lineer değişen), dB (logaritmik değişen) olduğu için hesaplanması biraz daha karmaşıktır. Mesela 3 dB’lik hassasiyet farkı için gereken güç miktarı iki katına çıkar. Bir de hassasiyet için empedans değişkeni hesaba katıldığından (aynı miktarda gerilimin empedans arttıkça daha az güç üretmesi) hassasiyet hesapları biraz daha karmaşık bir hal alır.

    Hassasiyet değişkenini de basitçe şöyle ifade edebiliriz: indüktörün belirli gerilimde yapacağı salınım için gereken akım miktarı. Dolayısıyla hassasiyet düştükçe gerilimi sabit hale getiren akım miktarı artarken, hassasiyet yükseldiğinde bu miktar azalır. Yani düşük empedanslı ve düşük hassasiyetli kulaklıkların yüksek akım amplifikatörlerle iyi anlaşmasının ya da hoparlörlerin kulaklıklara nispeten yüksek akımlı amplifikatörler ile çalışmasının sebebi budur diyebiliriz.

    Buradan hareketle şöyle bir iddiada bulunmamız da basitçe mümkün olabilir: hareket kabiliyeti (sürücünün ne kadar miktar hareket ettiği) için gerilim önemli iken, hareket hızı için akım gereklidir. Dolayısıyla güçlü bir elektromanyetik alanda sıkışmış ve ağır bir diyaframın hızlı hareketi için akım önemli bir hal alırken, bu diyaframın büyüklüğünden hareketle hareket mesafesi gerekliliği azaldığı için voltaj gereksinimi düşer. Tabii bu önermeler elektromanyetik çalışma prensibine sahip kulaklıklar içindir.



    Soru 5: Sesi Arttırmak: iki kat güç iki kat ses şiddeti mi demek?

    Hayır. Her 3 dB’lik ses şiddeti artışı için gereken güç ikiye katlanır. Ses şiddetini de ikiye katlamak için 10 dB’lik artış gereklidir. Bu yüzden ses şiddetini ikiye katlamak için yaklaşık on kat güç gerekir. Güç doğrusal artarken, ses şiddeti logaritmik şekilde artar. Dolayısıyla 89dB/1W hassasiyetindeki bir kulaklıktan 99dB ses almak için 10W gereklidir diyebiliriz.

    Fakat, yine de değerlendirilmesi gereken bir konu, bu durum bir eserdeki tepe noktaların amplifikatör tarafından karşılanması içindir. Dinamik örnek vermek gerekirse, dinamik aralığı 20-30 dB olan bir eser, 80 db ile dinleniyorsa bu yükselmeleri karşılamak için kulaklığın bu güce ihtiyacı vardır. Yoksa lütfen çok yüksek sesle müzik dinlemeyiniz. Genel kanıya göre 85dB idealdir.

    Bir de burada değinilmesi gereken diğer konu da şudur: Volüm kontrolcüsünün formülü:

    Vout = Vin x N

    Dolayısıyla sesi çok açtığımızda aslında salt voltaj değerini değiştirdiğimiz için, ideal ses seviyesinin ötesine geçtiğimizde ses renklenebilir, hatta bozulmalar çok fazla artabilir. Yani yüksek sesle müzik dinlemek, odyofililer için değerlendirme yaparken hatalı bir yöntemdir. Amplifikatörün kulaklığı farklı ses şiddeti seviyelerinde nasıl kontrol ettiğini anlamak için anlık olarak ses şiddeti yükseltirse de, sürekli yüksek seste dinleti yapılıp değerlendirilmesi yanlış kanaatlere varmamıza neden olabilir.



    Soru 6: İç Empedans Ve Çıkış Empedansı nedir ve Kulaklık ile ilişkisi nelerdir?

    Duyacağınız ses karakteri çıkış empedansı ile kulaklık empedansının uyumuna ve amplifikatörün aslında neler yapabildiğine (akım ve voltaj sağlama kabiliyetine) bağlıdır. Eğer bir amplifikatörün çıkış empedansı yüksekse, ve/veya kulaklığın empedansıyla uyuşmuyorsa (genelde çıkış empedansının kaynak empedansının ideal olarak 1/8’i kadar olacağı söylenir) bu da sönümlemeye, ya da bazı frekansların fazla yükselmesine neden olur (renklenme ya da ses karakteri değişimi).

    Bunu da şununla açıklayabiliriz: ardışık (seri) empedanslar toplanır. Yani bir elektriksel devredeki ardışık tüm empedanslar eklenerek değer oluşturur. Yani çıkış empedansı (ki bu da frekanslara bağlı değişkenlik gösterebilir) ve yükün giriş empedansı (bunun da çeşitli örneklerle frekans dağılımlarında değişim gösterdiği görülür) toplanır. Dolayısıyla kaynağın yüksek çıkış empedansı kulaklığın ses karakterine doğrudan etki ederek renklileştirir ya da kulaklığın ses karakterini etkiler.

    Ya da bir sonraki soruda değinileceği gibi düşük damping faktörü ile kulaklığın hareket kabiliyeti düzgün sağlanamaz.



    Soru 7: Damping Faktör nedir ve Ne işe yarar?

    Rezonans kulaklığın ya da sürücülerin kontrollü hareketi için engel teşkil eder, hatta fazlası bozulmalara yol açar. Sürücü yapı itibariyle manyetik bir alanda bobinin ileri ve geri hareketiyle ses ürettiği için, bir geri akım yaratır. Bu geri akım bobinin hareket kabiliyetini sınırlandırır, yavaşlatır ya da tepki kabiliyetini düşürür.

    Bu geri akım dolayısıyla, sürücü ya da kulaklık kaynak, amplifikatör ise yük haline gelir. Eğer yük düşük rezistansa sahipse, haliyle daha fazla akımın geçmesine izin verir. Dolayısıyla yaratılan geri akım daha rahat dağıtılır, bunun sonucu olarak da rezonans frekansındaki (sürücünün hareketinin en dip noktası) dalgalanmalar daha iyi kontrol edilir

    Çoğu kulaklık/sürücünün rezonans frekansı en dip frekans bölgelerinde olduğu için, yüksek damping faktörü amplifikatörün sürücüyü daha kontrollü (hareket kontrolünün daha stabil sağlanması) sürmesini sağlar.



    Soru 8: Clipping (Kırpılma) ve Distortion (Bozulma) Nelerdir ve Neden (Ampli ve kulaklık ilişkisi bakımından) oluşurlar?

    Bütün amplifikatörlerin güç limiti vardır, dolayısıyla sağlayabildikleri voltaj ve akım limitleri vardır. Düşük bir empedansta (kulaklığın giriş empedansı ve amplifikatörün iç ve çıkış empedansı da dikkate alınarak) amplifikatör kulaklığın ya da sürücünün gereksinim gösterdiği akımı sağlayamaz hale gelir. Genelde, bu limite varılmadan bile, THD (gerçek harmonik bozulma) ciddi miktarda artar.

    Eğer kulaklığın empedansı yüksek ise, istenen ses gücünü sağlamak için gereken voltaj miktarı artar. Dolayısıyla amplifikatör voltaj limitinin sınırına dayandığında “clipping” (kırpılma) denen durum oluşur. Bu da ses sinyallerinin tepe noktalarının kırpılarak, sürücünün stabil hareket edememesine yol açar.. Bu durum da genelde sürücüye zarar verir.



    Soru 9: Tüp ampliler (genelde ve hibrit ise tüplerin kullanıldığı katmana göre) niye yüksek empedanslı kulaklıklarla iyi anlaşır?

    Bu sorunun cevabını kısa ve net olarak vereceğim: vakum tüpler ile yüksek empedanslı kulaklıkların çalışma prensipleri benzediğinden: ikisi de yüksek voltaj ve düşük akım ile çalışırlar, böylece amplifikatörün çıkış ve iç empedansı kulaklığın giriş empedansıyla da uyumluysa, uyumlu çalışırlar. Yani fazla renklenmeye mahal vermeden doğal bir ses üretirler.


    Soru 10: USB Kablolar Gerçekten Sesi değiştirir mi?


    Şimdi değişkenlerimiz şunlar:

    1. Isı dağılımı: her iletkenin, içinden x zamanda geçen y elektron sayısının oluşturacağı sürtünme ile doğru orantılı olarak ısınır. Ve bu sıcaklık arttıkça elektron hareketleri düzensizleşir. (sıcaklık artışı kayda değer empedans ve/veya kapasitansa neden olabilir) Keza her iletkenin en efektif biçimde iletim yaptığı bir ısı aralığı vardır. Elektronların hareketlerinin lineer olmaması ısınmayı doğurur. Dolayısıyla damarların spesifik bir sıcaklık aralığında tutulması gerekir. Buna bağlı olarak da insülasyonda, sleevede, ekranlamada, damarların birbirlerine konumlanmalarından dolayı ısı dağılımı ve atımı değişir. Haliyle iletkenlik değişir.
    2. Parazit kapasitans: (sıfır iletkenlik olmaması ve elektron tutma oranı - kafaya sürtülen plastik çubuk): Kabloların sleveleri, insülasyon materyalleri, ekranlama materyalleri sinyalleri taşıyan damarlar üzerinde parazit kapasitans yaratır. Kullanılan her materyalde parazit kapasitans yüksekliği değişir.
    3. Kapasitans: basit tabirle gerilim tutma diyebiliriz. Sıfır iletkenlik diye bir şey olmadığı gibi sıfır yalıtkanlık da yoktur. Dolayısıyla Hiç bir materyalin de sonsuz gerilimi salıverme gibi bir ihtimali de yoktur. Akımdaki yükün bir kısmı bir kesitte iken bir kısmı da başka kesitte birikir. Fakat bu her materyalde farklıdır. X materyalinden yapılmış Y metrelik ve Z kalınlığında bir damar kablonun kapasitansı "A" iken U materyalinden yapılmış V metrelik ve W kalınlığındaki bir başka damar kablonun kapasitansı "B" dir.
    4. Empedans: Empedansı da akıma mani olma oranı olarak açıklayabiliriz. Bu değişken için de kapasitans değişkeninde ne söylediysek geçerlidir. (üşendim, kusura bakmayın)
    5. Elektrokonduktans: Empedans ile ters orantılıdır diyebiliriz. Bu da uzunluk ve kalınlık sabit alındığında tıpkı kapasitans ve empedans gibi damar kabloların materyallerine göre farklılaşır.
    6. ENOB ya da efektif bitlerin sayısı: bitlerin çıktıkları yerden, vardıkları yere kadar sayıları çeşitli sebeplerle (gecikme, üst üste binme, 0 ve 1'ler arasındaki zamanlama tutarsızlığı gibi) düşer. Bu efektif bitler kaynağınızdan (bilgisayar) kulaklığınıza kadar sürekli değer kaybeder. Bu değer kaybı sistemdeki bütün elemanlara bağlıdır. En hızlı bilgisayara, en iyi kablolara, görece en iyi DAC'a sahip olsanız bile bilgisayarınzdan çıkan 24 bit kulağınıza, yolda 4 bit feda ederek, 20 bit kadar gelebilir. Bu bit kayıpları da istisnasız yukarıda açıklanan değerlere bağlıdır.
    7. Slew rate (bir iletkenin kaldırabileceği maksimum yük): Bunu da şöyle açıklayabilirim: slew rate arttıkça elektrik enerjisinin ısı enerjisine dönüşme toleransı artar. Dolayısıyla Slew rate'i yüksek olan materyaller sıcaklık değişimlerine daha toleranslı iken, düşük olan materyaller daha az tolerans gösterirler. Haliyle de iki farklı slew rate değerine sahip materyalden yapılma damar kabloların sinyal taşıma kabiliyeti farklı sıcaklıklara göre farklılık gösterir.

    Bildiğiniz gibi USB kablolarda 4 kesit bulunmaktadır. Sırasıyla inceleyelim:


    1. Ekranlama: Kablonun taşıdığı sinyali dış EMI, RF gibi sinyallerden korur. Her materyalin EMI, RF geçirgenliği farklıdır.
    2. İnsülasyon: Kablonun farklı dalları arasındaki parazit kapasitansı önler, kullanılan materyale göre, değişik miktarlarda statik elektrik saklayabilir. Haliyle damar kabloların sleeveleriyle (bunlar da statik tutabildikleri için) etkileşime girip, damar kablonun performansını etkilerler.
    3. Toprak: Her kabloda, şayet toprak varsa, en önemli ögelerden biridir. Bu topraklama hattı iki cihaz arasında (bu durumda bilgisayar ve DAC oluyor) toprağa gönderilen artık sinyalleri taşır. Bazı DAC'larda (kalburüstü) özellikle düşük akım ve gerilim ihtiva eden Dijital katmanların topraklaması USB toprak hattı üzerinden, analog katmanlarınki ise Cereyan kablosu üzerinden sağlanır Dolayısıyla basit tabirle DAC ne kadar iyi topraklanmışsa sinyal o kadar temiz olacaktır. Bu toprak hattında kullanılan farklı materyallerin elektriksel (yukarıda açıklanan) değişkenlerine göre atık sinyalleri sönümleme hızları farklı olacaktır. Zira bu atık sinyaller ne kadar hızlı ve diğer katmanlara ne kadar az bulaşarak sönümlenirse, o kadar temiz ses elde ederiz.
    4. 5V 500mA taşıyan hat: bu hat da hayati öneme sahiptir. Hemen bütün DAC'larda sinyal güç kaynağından gelen sinyalle buluşup amplifike olmadan evvel, yani dijital katmanda, bu 500mA akım CCS - Constant Current Source, yani devamlılık arz eden akım kaynağı olarak çalışır. Bu 5V da keza dijital katmanın gerilim ihtiyacını sürekli olarak karşılar. Haliyle damar kablonun materyal farklılıklarına göre kapasitans, kondüktans, empedans değerleri değişeceği için bu akım ve voltaj kaynağının ne denli sağlıklı iletileceğini belirler.
    5. Bitleri taşıyan fazlar: Arkadaşlar bu "0" ve "1" ler biri eksi biri de artı faz üzerinden iletilen x Volt ve Y Amper elektrik atımlarıdır. Dolayısıyla kabloda kullanılan materyallerin, yukarıda bahsettiğim değişkenleri farklı olacağından:
    Örn: eşit kapasitansta 50 empedansa sahip kablo 60 empedansa sahip kablodan daha rahat akım geçireceği için, bu vuruşların güçlerindeki farklılıklardan dolayı birinde x bit kaybedilirken diğerinde y bit kaybedilecektir.

    Keza eşit empedansta farklı kapasitansa sahip kablolarda da iki uç arasındaki yük farklı olacağından dolayı iki kablo arasındaki akım geçirme hızı farkından dolayı, oluşan gecikme miktarı farklı olacak, keza birinde x bit kaybedilirken diğerinde y bit kaybedilecektir.



    Yukarda bahsi geçen tüm değişkenlerin sese farklı şekillerde "renklendirme" getireceği düşünülürse, içinden herhangi amplitude ve magnitude'da sinyal geçen her materyalin, bu materyale giren sinyalle çıkan sinyal arasında farklılık göstereceği aşikârdır. Dolayısıyla USB kabloda kullanılan her materyal, şu veya bu şekilde bir renklendirme getirecektir. Bırakın damar kablolarda kullanılan materyal farkını, asıl iletken metal haricindeki tüm materyaller de şu ya da bu şekilde bu sinyali ama az ama çok bozacaktır; dolayısıyla renklendirecektir.


    Plaktaki phono kablolar neyse, USB kablo da bilgisayar tabanlı müzikte odur. En düşük magnitude ve amplitude’a sahip sinyal bir zincirdeki en önemli sinyaldir.Çünkü bu sinyal en çok çarpıma (amplifikasyona) uğrayan sinyaldir, dolayısıyla zincirin başındaki sinyal diğer bütün değerlerden daha fazla amplifike olmuş olur.


    USB kablonun aktardığı sinyal gramafondaki iğnenin horn’a gönderdiği titreşim gibidir. Geriye kalan kısımlar ise horn’un çarpmaların etkisiyle sinyali yükseltip duyulabilir hale getirmesi gibidir diyebiliriz.


    Eşzamansız USB teknolojisine gelince, eşzamanlı USB teknolojisinde sadece verici (Bilgisayar) varken eşzamansız USB teknolojisinde DAC istemci, Bilgisayar yine vericidir. Bu süreç ise basitçe şöyle çalışır: DAC bilgisayardan bitleri ister, bu istek USB kablo aracılığıyla x sürede bilgisayara iletilir, sonra bilgisayar y sürede bu bitleri dizer ve yine z sürede bu bitler USB DAC’ın alıcı çipine taşınır. Akabinde de yine bir miktar sürede alıcı çipten DAC çipine gider bu bilgiler.



    Özetle elektronik tabanlı her şey, ama her şey fizik kanunlarına bağlı olduğu için USB kablosunun sese etkisini yadsımak oldukça zordur.


    Bu renklendirmeyi nasıl yok ederiz: imkânsız. Fakat sinyal yolunu mümkün olduğunca kısa ve sade tutarak renklendirmeyi minimuma indirgeyebiliriz.





    Benim aklıma gelen sorular şimdilik bu kadar. Aklınıza takılan her türlü soruyu, tabii Google’dan rahatlıkla bulunup öğrenilebilecek sorular hariç, sorabilirsiniz. Ben sorunun cevabını bilmiyor olsam bile, öğrenmemde yardımcı olmuş olursunuz. Ben de aklıma geldikçe ve zaman buldukça yeni sorular ve cevaplar ekleyerek ve sizin sorularınızı cevaplayarak iyi bir kaynak oluşumuna katkı sağlayacağım.

    Eyvallah.





    Kaynaklar/ileri okumalar:



    https://www.quora.com/Whats-the-difference-between-resistance-and-impedance

    http://www.head-fi.org/t/607282/headphone-amp-impedance-questions-find-the-answers-here

    https://en.wikipedia.org/wiki/Electrical_load

    https://en.wikipedia.org/wiki/Biasing

    https://en.wikipedia.org/wiki/Output_impedance

    http://www.centerpointaudio.com/howspeakerswork.aspx

    http://greenboy.us/fEARful/frequencytables.htm

    https://en.wikipedia.org/wiki/Gain_(electronics)

    https://en.wikipedia.org/wiki/Amplitude

    http://eng.harran.edu.tr/~nbesli/ETK/AC_RLC/AC_RLC.html

    https://en.wikipedia.org/wiki/Hydraulic_analogy

    http://www.innerfidelity.com/content/how-headphone-dynamic-drivers-work#WXLw1plFYzqLAQDZ.97

    http://www.gcaudio.com/resources/howtos/spkramp.html

    http://www.diyaudio.com/forums/full-range/168579-speaker-efficiency-vs-sensitivity.html

    https://en.wikipedia.org/wiki/Capacitance

    http://www.instructables.com/answers/what-exactly-controls-volume-in-a-circuit-amperag/

    http://en.goldenears.net/index.php?mid=KB_Columns&document_srl=1389

    http://sound.whsites.net/impedanc.htm

    http://www.butleraudio.com/damping1.php
     
    #1
    Son düzenleme: 11 Kasım 2017
    theoldman, mfya, Pax ve diğer 25 kişi bunu beğendi.
  2. moonstar
    Çevrimdışı

    moonstar DSD

    Katılım:
    30 Ocak 2014
    Mesajlar:
    1.705
    Beğenileri:
    2.796
    Örneklendirme ve anlatımı ile çok faydalı bir başlık olmuş. Emeğiniz için kendi adıma teşekkür ederim.
    :ok
     
    #2
    Sechtdamon bunu beğendi.
  3. Sechtdamon
    Çevrimdışı

    Sechtdamon FLAC

    Katılım:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    547
    Beğenileri:
    1.041
    Teşekkür ederim Gökhan Hocam. Mümkün olduğunca anlaşılır tutmaya çalıştım. Umarım faydalı olur.
     
    #3
    moonstar bunu beğendi.
  4. sallanansandalye
    Çevrimdışı

    sallanansandalye MP3

    Katılım:
    5 Aralık 2012
    Mesajlar:
    71
    Beğenileri:
    56
    Elinize sağlık. Çoğu bildiğim şeyler olmasına rağmen ilgi ile okudum. Bilgi almak isteyenler için iyi bir anlatım olmuş.
     
    #4
    Sechtdamon bunu beğendi.
  5. karanehir35
    Çevrimdışı

    karanehir35 DSD

    Katılım:
    15 Haziran 2013
    Mesajlar:
    2.127
    Beğenileri:
    6.541
    Eline saglik Ozgur hocam.
    Temel bilgiler icin guzel bir kaynak olmus.
    Ben bu denli teknik bilgi penceresinden degil de -ki o duzeyde teknik bir bilgi birikimim yok-yillarca hasir nesir oldugum Akg ve Amfi penceresinden olaya bakip bir bolum yazsam 10.ncu madde olarak eklenir mi yaziya Ozgur hocam.
     
    #5
  6. stakanar
    Çevrimdışı

    stakanar MP3

    Katılım:
    16 Nisan 2015
    Mesajlar:
    70
    Beğenileri:
    87
    Uzun ve güzel bir yazı olmuş :)
     
    #6
  7. Sechtdamon
    Çevrimdışı

    Sechtdamon FLAC

    Katılım:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    547
    Beğenileri:
    1.041
    Teşekkürler. Olabildiğince okunabilirliği arttırmaya çalıştım, yoksa benim de kafam çorba olmuştu. :)


    Ahmet hocam anlamadım nasıl bir yazı yazacağını açıkçası. Hani kitap/akademik makale yazmıyorum/yazmadım ama formata uygun olursa neden olmasın? Yalnız salt akg kulaklıklar ve buna bağlı ampli seçimi çok özel kalabilir bu genel formata.

    Teşekkür ederim. Mümkün olduğunca kısa tutmaya çalıştım aslında ama bu kadar yapabildim. :)
     
    #7
  8. PureSound
    Çevrimdışı

    PureSound MP3

    Katılım:
    9 Aralık 2013
    Mesajlar:
    131
    Beğenileri:
    105
    Ellerinize sağlık herkesin öğrenmesi gereken bilgiler vermişsiniz.


    Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
     
    #8
    Sechtdamon bunu beğendi.
  9. Sechtdamon
    Çevrimdışı

    Sechtdamon FLAC

    Katılım:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    547
    Beğenileri:
    1.041
    USB kablolar ile ilgili soru ve cevap eklenmiştir. Herkese iyi okumalar ve iyi forumlar.
     
    #9
    furkan kocyigit bunu beğendi.
  10. sallanansandalye
    Çevrimdışı

    sallanansandalye MP3

    Katılım:
    5 Aralık 2012
    Mesajlar:
    71
    Beğenileri:
    56
    Yazıyı ilgiyle okudum. Bilgisayardan dac giden verilerde bit kaybı olayını mantığım reddediyor. Çünkü veri yoksa zaten ses gelmez, seste kesintiler olur. Portatif cd çalarlar sarsıldığında lazer cdyi okuyamaz ve seste kesintiler olur. Bit kaybı olsa bu tarz kesintiler olması gerekmez mi? Daha önce okuduğum yazılarda bit aktarımındaki bu sorunun stereo imajını bozduğunu ve sahnenin oluşmamasına neden olduğu yazıyordu. Düzgün dacların hepsinde bu sorunu çözmek için gerekli çipler var.
     
    #10
  11. Sechtdamon
    Çevrimdışı

    Sechtdamon FLAC

    Katılım:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    547
    Beğenileri:
    1.041
    Selamlar,

    Kafanızın karışması normal. Burada atımlar arası gecikmelerden kasıt piko saniyelik gecikmeler. eğer bu gecikmeler 2-3k piko saniyeye ulaşırsa DAC ile bilgisayarınız arasındaki iletişim ciddi şekilde bozulur. Çeşitli DAClarda DSP katlarında bu gecikmeleri engelleyici sistemler bulunsa da bu gecikmelerin bir yere kadar önüne geçilebilir, zira bu katmandaki sistemler gelen bitleri tekrar zaman sırasına dizmektedirler.

    Ve evet okuduğunuz yazı doğru bir noktaya değinmiş, bu bit kayıplarının sesin her alanına çeşitli etkileri var. (gövde kaybı, detay kaybı, konumlandırma vs.)
     
    #11
  12. Inlovewithmusic
    Çevrimdışı

    Inlovewithmusic MP3

    Katılım:
    6 Aralık 2015
    Mesajlar:
    62
    Beğenileri:
    30
    Elinize sağlık, sayenizde birçok yeni şey(örneklendirmelerinize bağlı olarak) öğrendim.
     
    #12

Sayfayı Paylaş