DT990 PRO 250 ohm deneyimlerim

'Beyerdynamic' forumunda veterinerci tarafından 7 Mayıs 2021 tarihinde açılan konu

?

Sonuç olarak bu fiyat bandında

  1. Accuk daha ekleyip HD6XX alırdım.

    6 oy
    66.7%
  2. Bu kulaklığa şans verirdim.

    3 oy
    33.3%
  1. veterinerci

    veterinerci
    Expand Collapse
    MP3

    Katılım:
    17 Şubat 2018
    Mesaj:
    75
    Alınan Beğeniler:
    76
    Merhaba sevgili abilerim ve ablalarım. Yaklaşık 3 yıl önce edindiğim WH1000xm3 bana güzel deneyimler yaşattı ve ayrıca bu 2 yıl içerisinde caz müziğe hızlı ve sert bir girişim oldu. Snarky Puppy’nin “Lingus” parçası beni ele geçirmişti. Kulaklığım piyasa müziklerini ve elektroniğe kayan müzikleri bana güzel bir anlatımla sunsa da “Lingus” parçasında enstrumanların hepsini 2 m2 lik alana sığdırması canıma tak ettirmişti. Uzun bir yola koyuldum, sizin değerli kulaklık incelemelerinizi okudum ve o kulaklıkları dinlemiş kadar oldum. Kulaklıkta aradığım ilk olay sahne olduğundan yaklaşık 150-200 dolar bandındaki kulaklıklardan DT990’ı uygun buldum ve @theodyofil abim sayesinde bir tane de K5 pro edindim. Abi, seviliyorsun.

    Kulaklık görüntüsü, konforu ve sağlamlığı bakımından beni gayet memnun bıraktı.

    Ses konusunda ana frekans gruplarından bahsedip high-mid gibi detay kısımlarına girmeyeceğim (o donanıma sahip değilim). Onun yerine enstruman bazında ilerlemeyi planlıyorum. Bu deneyimlerimde K5 Pro ve iPad Pro kullandım. Parçaları Tidal HiFi üzerinden dinledim.

    Baslar: En zorlandığım konu oldu kendileri. Bas seven biri olarak ve açık kulaklık dezavantajını göze alarak aldım kulaklığı. Fakat basların uzamaması, netliği, doğruluğu, tokluğu ile beraber diğer kulaklıklarımda EQ ayarı yapmaya zorladı beni dt990. Özellikle analog enstrumanların hakim olduğu bir parçada bas gitarların ve davulların yarattığı subwoofer hissiyatından çok o enstrumanların tınılarını duyabilmek beni farklı dünyalara götürdü. Evet akustik nedenlerden dolayı gümbür gümbür bas alamıyorum fakat basın yanında onu çalan adamın enstrumana aktardığı duyguyu hissedebiliyordum.

    Midler: Önde değiller. Mid ağırlıklı takılmayan biri olarak midin bulunduğu yerden çok mutluyum. Alt midler biraz havaya uçup yok oluyorlar. Kadın vokaller erkek vokallere göre daha doğal geliyor. Mükemmel performans sergilemeseler de gitarlar, kemanlar ve diğer mid grubundaki enstrumanlar detay olarak gayet istenileni veriyor. Penanın gitara vuruşunu, flüt çalan kişinin nefesini toplamasını, basın her tarafı ele geçirmemesi ile beraber duyabiliyorsunuz. Fakat sıkıntı çektiğim ciddi bir konu var. Özellikle son ses elektronik müziklerde, subbaslar ile birlikte vokallerde ve diğer mid ağırlıklı enstrumanlarda bir kırpılma söz konusu. Subbas hangi frekansta çalıyorsa enstrumanlarda o frekans kadar titriyor. Daha yeni para harcadığımdan sırtımı arkama yaslayıp “mixi bozuk, mastering yerlerde moruk” diyerekten parçaya bok atıyorum. Ama sonu gelmeyen bu ses sevdası dolayısıyla biraz daha iyi bir kulaklık olarak kabul gören başka bir kulaklığa geçiş yaptığımda tü kaka sırası dt990’a gelecek gibi duruyor. Fakat yine de caz, reggae, r&b ve dönem müziklerini bu kulaklıkla dinlerken yüzümde oluşan tebessüm benim için her şeyi geride bırakıyor.

    Tizler: Yeni üye olan birinin forum kurallarından sonra öğrendiği ilk 5 şeyden biri bu kulaklığın biraz güçlü tizlerinin olması desem yanlış olmaz herhalde. Özellikle benim için direkt olarak dinleyebileceğim türleri kısıtlıyor. Yüksek seste müzik dinleyen biri olarak elektronik müzik dinleyemiyorum veya sesi kısmak zorunda kalıyorum. 1 aylık dinleme sürecinde ya kulağım alıştı ya da sesler biraz yerine oturdu tam bilemiyorum fakat şu anda daha az rahatsız ediyor bu tizler. Aheste aheste çalan zilleri dinlemek çok güzel fakat elektronik müziklerin üçte birinde bu ziller sadece tiz bir ses olarak kalıyor. Parça içindeki ayrıntıları etkileyen, onları daha güzel hale getiren tizler, tek başına enstruman olarak kaldığında çok etkileyici durmuyorlar. Rock, metal gibi müziklerde devamlı crash vuruşları bir süre sonra çekilmez oluyor. O nokta da zaten parça birbirinin içine girmeye başlıyor. Kulaklık fazla enstruman olunca parçayı bulamaç yapıyor gibi yanlış anlaşılma olmasın. Bob Marley’den “Is this love” dinleyince keyifler yerine geliyor.

    Sahne: Sahne konusunda çaylak olduğumdan çok fazla derine inemeyeceğim. Fakat klasik müzik dinlediğimde “ vaaaay adamlar sahnedeki yerleşim şekillerine göre mixi yapmışlar. Birinci yaylılar şurada perküsyonlar arkada, …” demiştim. Yankıların uzaklara doğru uzayıp hiçlikte kaybolmaları, bazı seslerin derinlerden gelmesi, arka vokallerin parça içerisinde nerede olduklarını ve onların seslerini ayırt edebilmek güzel bir duyguymuş. Oda akustiğinin parçadan parçaya değişiklik gösterdiğini deneyimlemek sanırım bu kulaklığın sahnesinin fena olmadığı anlamına geliyor. :)

    Oradan buradan şeyler: Boş zamanlarımda bir şeyler besteleyip bu kulaklıkla mix, mastering yaptığımda diğer kulaklıklarımda ve cihazlarımda açık kulaklığın yarattığı farkı deneyimleyebiliyorum. İşten gelip stres atmak için oyun oynadığımda o atmosferi yaşayabiliyorum. Sahnesi sağolsun.

    Sonuç: Enstruman ayrımları ve enstrumanların çözünürlüğü yeterli seviyede. Sahne olabildiğine geniş fakat istediğim kadar derin değil. Sürücülerin basları yeterince şiddetli vurduğunu hissediyorsunuz fakat o kulağınıza ulaşmıyor, detayını da kulağınıza ulaştırmıyor; direkt beyninize yolluyor. Tizler yerden yere vurulduğu gibi değiller. Siz onları severseniz onlar da sizi severler.

    Deneyimlerim bu şekilde. Geniş sahne nedir diye merak edip okuduklarımla kendime bir set kurdum. Bu işte piştikçe kulaklığı ve yarattığı duyguları daha iyi aktaracağımdan eminim. Şu anlık benden bu kadar çıkıyor. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
     
    Collapse Signature Expand Signature
    radyo, Italoman, border66 ve 2 kişi daha bunu beğendi.
  2. theodyofil

    theodyofil
    Expand Collapse
    MP3

    Katılım:
    25 Mart 2020
    Mesaj:
    121
    Alınan Beğeniler:
    249
    Hayırlı olsun! Kulaklarına sağlık! :)
     
  3. PehliOne

    PehliOne
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    6 Ağustos 2018
    Mesaj:
    301
    Alınan Beğeniler:
    253
    DT serisi hep subbass ve tizleri ile konuşulan bir seri. Bende 1770 Pro versiyonu var ve dedikleriniz harfi hafine buna da uyuyor. Ancak bass/subbass performansı beni pek tatmin etmiyor, bununla çok güzel klasik müzik veya vokal miksi yapılabilir ancak iş edm/trap/ gibi bassmüziğe geldiğinde çok zorlanırsınız ve isabetsiz sonuçlar almanız muhtemel. Bayer'e güvenirsem bassları bi +10db açmam gerekiyor, ancak daha sonra o parçayı bir bookself/monitör+ subwoofer'lı 2+1 setup da açarsanız tek duyduğunuz sürekli bir inilti oluyor. :D
     
    veterinerci bunu beğendi.