Focal Elear İncelemesi

'Diğer Markalar' forumunda MTRMSK tarafından 4 Ağustos 2018 tarihinde açılan konu

  1. MTRMSK

    MTRMSK
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    6 Aralık 2012
    Mesaj:
    623
    Alınan Beğeniler:
    659
    Merhabalar,
    Bu yazıda Focal Elear'ı mümkün olduğunca tanıtıp incelemeye calışacağım. Öncelikle bu kulaklığı inceleme için gönderen Extreme Audio'ya ve site yönetimine teşekkür ederim.


    Cihazın kutusunu elinize ilk alışınızdan kulaklığı takana kadar kesintisiz bir kalite hissiyatı içinde oluyorsunuz. Kutu kaplamalı sert kartondan yapılmış, kapaktaki bir dil yardımıyla üstten açılıyor. Kapağın iç kısmı şeklen ses emicilere benzeyen bir süngerle döşenmiş. Kapağı açtığınızda ise firma tarihini ve kulaklığı anlatan bir kitapçık, ve süngerden yatağında kulaklığı buluyorsunuz. Kutunun boyutları abartılı denebilecek düzeyde olsa da görsel sunum bir şeylerin eksik kaldığını hissettirmiyor. Kulaklığın görünür kısımlarında bolca deri ve fırçalanmış alüminyum kullanılmış. Hobiye uzak insanları sadece görüntü itibariyle bile fiyatını hakettiğine ikna edebilir:) Tek şikayetim kabloyla ilgili olacak burada; estetik olarak kulaklığı tamamlayıcı durmuyor, yapı olarak fazla uzun ve esneklikten uzak. Bununla beraber kupalara giren uçlar standart 3.5mm olduğu için şahsi isteğe göre bir kablo temin etmek sıkıntı yaratmayacaktır.

    [​IMG]

    Gelelim kafadaki konforuna. Kulak yastıkları yumuşak sünger üstüne nefes alabilir kumaş olarak düşünülmüş. Tasarımları asimetrik, bununla sürücüyü kulağa doğru açılandırmak amaçlanmış. İçlerinde kalan alan nispeten ferah, derinlik konusunda sorun yaşamasam da uzun süreli kullanımda kupaların içi fazlaca ısınabiliyor. Q701 ve HD800'ü genel havadarlık olarak daha iyi buluyorum. Kafa bandının iç kısmı da aynı kumaşla kaplanmış, dolgu olarak yeterli. Kulaklığın kasası ağır olsa da (450gr) kafa bandının tasarımı ağırlığı güzel dağıttığı için uzun süre kullanılabiliyor. Sıkma kuvveti kulaklığı yerinde tutacak kadar; kafatasınızı yeniden şekillendirmeye çalışmıyor.
    [​IMG]
    Sesine bir bütün olarak baktığımda genel karakterini gayet yumuşak ve dinlenilebilir buluyorum. Hobi dışındaki insanların da “iyi çalan kulaklık” diye nitelendirebileceği bir karaktere sahip. İlk düşündüğüm şey canlı çaldığı oldu. Ses karakteri v şeklinde. Bu karakterden dolayı da dinamizm konusunda iyi iş çıkarıyor, sunumu müziği masaya bırakıp gitmekten ibaret değil. Bas şovun yıldızı durumunda. Dipbasın derinliklerinden itibaren kendini belli etmeye başlıyor ve bunu başarıyla yapıyor. Yine en alt notalardan itibaren farklı tınıları vermekte başarılı, sadece vuruş sertliğini vermiyor. Çoğu müzik türü için hızı gayet yeterli, davul vuruşlarını birbirine girmeden aktarıyor. Progressive metal gibi türlerde kayıt kalitesi iyi olsa bile tökezlemeye yatkınlığı var, ama bunun biraz uç bir örnek olduğunu itiraf etmek gerek. Midlerle haşır neşir olmayan güçlü bir bas sunumu var. Doğallık olarak da iyi bir yerde. Bas gitarda küçük detayları vermekte zorlanmıyor, davul vuruşlarının hem içini doldurma hem de vuruşun keskinliğini iletme konusunda gayet gerçekçi bir iş çıkardığını söyleyebilirim. Sahnede konumlanması genelde arkaya doğru, oradan başlayarak arkaplanın büyük kısmına yayılıyor. Hız eksikliği dışında bas karakteri planar sürücüleri hatırlattı bana.

    Basları bu kadar övdükten sonra, en sıkıntılı gördüğüm kısım kadın vokaller oldu. Renk gündelik dinlemelerde bile doğru gelmiyor. Kelimelerin altı dolu olsa da üst tınılarında garip şeyler oluyor. Bunun bende uyandırdığı düşünce üst midlerde inişli çıkışlı bir kısım olduğu idi. Bunun sonucunda kadın vokaller genel olarak gergin, pürüzlü ve doğallıktan uzak bir şekilde kulağa ulaşıyor. Dediklerim haliyle erkek vokallerde daha az belirgin. Örneğin, bir Mark Knopfler'ın sesi üst midlerde işi çok olmadığı için doğala daha yakın ve eforsuz olarak geliyor. Vokallerin sahnede konumlandırılması ayrık olarak önde değil, diğer enstrümanların arasında. Bu, araya başka sesler karışmasına sebep olmuyor, vokallerin kendine ait bir alanı var. Tasarım tercihi olarak sunumun genel rahatlığına katkısı olduğunu düşünüyorum. Vokal detayını çok iyi bulmadım maalesef, nüansların çoğunluğu muhtemelen bahsettiğim iniş çıkışlara kurban gidiyor.
    [​IMG]

    Tizler belirttiğim gibi miktar olarak basların hemen arkasından geliyor. İlk bakışta perdesiz ve açık bir sunumu var. Kulaklığın müzik türü olarak belli bir tercihi yok burada, şahsen orkestral müziklerdeki sunumu çok beğeniyorum. Canlı çaldığı için o cümbüş hissini iyi veriyor, bunun sebebi enstrümanları birbirine karıştırmaması ve tiz notaların altını boş bırakmaması. Bu zillerde ve daha ziyade piyanoda dikkatimi çekti. Piyanoyu yakından dinliyormuş hissiyatı var, tellerin sebep olduğu hava hareketini görüyorsunuz neredeyse. Kulaklığın sıkıntılı olduğu noktalar da var. Üst midlerdekine benzer bir durum tizlerde de mevcut. Üst frekanslara gittikçe ses dengesizleşiyor ve sönümleniyor. Bu da havadarlığı kaybettiriyor. Örneğin zillerin vuruşları tane tane geliyor ama bu vuruşların atmosfere karışmasını gözlemlemek mümkün değil, sönümlenme tamamlanmadan kesiliyor. Bununla beraber tizleri genel olarak açık buldum, buna arkalarındaki kuvveti de ekleyince bazı insanlar için yorucu olabilecek bir tiz sunumu oluşuyor. Kaynak cihaz da açık karakterdeyse bu durumu katlayacaktır. Detay seviyesi bahsettiğim kısım dışında iyi. Hız olarak da bir sıkıntısı yok, yine prog metalde zorlanmadan başa çıkabiliyor.

    Sunumunun dinamik olduğundan bahsetmiştim, yatayda sahnesi açık bir kulaklığa göre çok geniş olmasa da ayrımı iyi tutmayı başarıyor. Arkaplan temizliği çok başarılı, bunun da ayrıma katkısı yadsınamaz. Enstrümanlar arasındaki derinlik farklarını yansıtmayı da iyi kotarıyor. Beni şaşırtan tarafı frekans boşluklarına rağmen bölük pörçük olmayan bir sahne oluşturabilmesi oldu.

    Cihazı kısa bir süre Sennheiser HD800 ile karşılaştırma fırsatım oldu. Çözünürlük ve ayrım gibi konularda tahmin edilebilir şekilde HD800 üstünlüğü söz konusu olsa da, Elear’ın galip geldiği kısım dinleyici dostu olması. HD800 sunumu ve ses karakteri itibariyle sürekli dikkatle dinlemeye yöneltirken, Elear müziğin arkadan sakince devam etmesine izin veriyor. Bu bağlamda bu ikiliyi birbirini tamamlar nitelikte kulaklıklar olarak görüyorum. Elear bu özelliğini HD650 ile paylaşıyor. Onunla direkt kıyaslama şansım olmadı, ama ses karakterleri birebir aynı olmasa da, rahat çalan bir kulaklık arıyorsanız teknik başarısı biraz daha yüksek bir alternatif olarak düşünülebilir.

    Genel olarak kritik dinlemeden ziyade keyfi dinlemelere yönelik bir kulaklık ortaya çıkarmış Focal. Aynı zamanda kaynak cihazlar arasındaki farkları kolaylıkla gösterecek çözünürlüğe de sahip. Yazdıklarıma bakınca bas dışında elle tutulur bir yeri yokmuş izlenimi oluşabilir, ancak ses olarak parçalarının toplamından daha fazlası eden bir cihaz. Elinize geçen kulaklık hem görsel hem işitsel olarak keyif verme amacını yerine getiriyor. Bende olduğu süre boyunca eve gidip dinlemeyi iple çektiğim bir cihaz olmayı başardı.
     
    Collapse Signature Expand Signature
    17 kişi bunu beğendi.
  2. Mikrobiyolog

    Mikrobiyolog
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    5 Ocak 2016
    Mesaj:
    870
    Alınan Beğeniler:
    3,348
    Elinize sağlık, forumda eksikliği hissedilen bir incelemeydi. :eek:k

    Yalnız söylemeden geçemeyeceğim, masaüstü set-up o kulaklığı bile gölgede bırakacak cinsten.
     
    5 kişi bunu beğendi.