Kulaklıklarda Burn-in olayı hakında ne düşünüyorsunuz?

'Kulaklık Genel' forumunda ertan06 tarafından 8 Ağustos 2010 tarihinde açılan konu

  1. devoker

    devoker
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    31 Ocak 2012
    Mesaj:
    413
    Alınan Beğeniler:
    20
    Bilirkişi geldi dağılabiliriz ;D
     
  2. neo1990

    neo1990
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    6 Şubat 2012
    Mesaj:
    472
    Alınan Beğeniler:
    13
    Harbiden haa, adam aciklamis ;D
    Tahsin yani sony nin ex serisindeki liquid crystal dedikleri diyafram, gr07 de kullanilan diyafram ile aynimi diyorsun? Yani islemek ayri olsa bile hammadde ayni galiba.
     
  3. Backslider

    Backslider
    Expand Collapse
    MP3

    Katılım:
    15 Nisan 2012
    Mesaj:
    56
    Alınan Beğeniler:
    0
    Bu arada fotoğraflarda gözüken yapı gözle görülemeyecek büyüklükte, yani bir mikroyapıyapıdır. Fotoğrafların altlarında dikkat ederseniz cücük kadar bir uzunluğa 100 mikrometre demiş.
     
  4. Hanamichi

    Hanamichi
    Expand Collapse
    DSD

    Katılım:
    6 Kasım 2012
    Mesaj:
    1,217
    Alınan Beğeniler:
    2,539
    Burn-in olduğuna bende inanıyorum .Önceden kulağın sese alışması için geçen süre olarak düşünüyordum ama siteden bir kaç kişi teknik bilgi verince fikrim değişti.
    Tahsin bey hazır sizi yakalamışken aklımdaki bir soruyuda sorayım :) hifiman re-400 de titanyum diyafram kullanmışlar sizce bu diyaframın özelliği ve sese katkısı nasıldır ?
     
  5. HaypurTiryading

    HaypurTiryading
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    12 Ocak 2012
    Mesaj:
    460
    Alınan Beğeniler:
    225
    Toplamda 270 saat burn etmişim Gr07yi, ilk alıp taktığım ile şimdiki ses arasında harbi uçurum var. Özellikle +180saatte kendini gosteriyor. Bir 70-80 saat daha pink noise'e yatırmak lazım.
     
    Collapse Signature Expand Signature
  6. özkan

    özkan
    Expand Collapse
    Guest

    Bazen uç değişimiyle alınan ses farkı burn in ile de karıştırılabiliyor ama bende burn in olayına inananlardanım.
     
  7. TiAce

    TiAce
    Expand Collapse
    Yeni Üye

    Katılım:
    30 Ocak 2013
    Mesaj:
    17
    Alınan Beğeniler:
    0
    Burn-in olayana bende kesinlikle inanıyorum cks90 ı ilk aldığımda teneke gibi bir ses vardı. Burn-in den sonra yumuşadı rahatladı kendine geldi yoksa kesin satardım çünkü dinlenilecek gibi bir ses değildi. Daha sonra arkadaşıma da bir tane aldım ve benim cks90 ile yeni alınmış arasında uçurum kadar fark vardı.
     
  8. özkan

    özkan
    Expand Collapse
    Guest

    Size tavsiyem burn in'i klasik müzik ile yapmaya çalışın.
     
  9. HaypurTiryading

    HaypurTiryading
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    12 Ocak 2012
    Mesaj:
    460
    Alınan Beğeniler:
    225
    Jazz Quartetleride iyi olur. Bas, mid, tiz her yandan pişer.
     
    Collapse Signature Expand Signature
  10. Kuzey

    Kuzey
    Expand Collapse
    DSD

    Katılım:
    22 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,088
    Alınan Beğeniler:
    69
    Bismillah konuya ortasından dalıyorum çekilin ;D Bio-selüloz diafram Sony'nin keşfidir, hoparlörlerde kullanmak için, ama kulaklığa ilk uygulaması da hatta en sağlam uygulaması da 2003'te değil 14 yıl kadar öncesine dayanır. Nereden mi biliyorum? Çünkü bio-selüloz diyaframın gelmiş geçmiş en iyi uygulandığı kulaklık "1989" MDR-R10, hayallerimin kulaklığıdır kendisi (ah ulen ah) :angel:

    Bu arada adındaki bio eki bakterilerden üretilmesinden dolayı geliyordu, şimdi baktım ki acetobacter ailesinden bir üye kendisi, bir anda 8 yıl öncesi Fen Lisesine döndüm bu isimle. :evl Aslında çok tanıdıktır, kendisini arada içeriz (!), kısacası bildiğimiz sirke-şarap-bira mayalanmasını sağlayan zararsız bakteridir :)
     
  11. Mair

    Mair
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    29 Ocak 2012
    Mesaj:
    2,564
    Alınan Beğeniler:
    1,069
    Yani kulağına bakteriden yapılma filtreli bir şey mi takıyorsun :eek:

    - düz adam mode on :)
     
    Collapse Signature Expand Signature
  12. Kuzey

    Kuzey
    Expand Collapse
    DSD

    Katılım:
    22 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,088
    Alınan Beğeniler:
    69
    Ha, aynen. R-10'u yüzlerce sayfa okurken yapımı anlatılmıştı da aklımda kaldığı kadarıyla şöyle oluyor: Bu bakteriler belirli kültür ortamına bırakıp çoğaltılıyor, "yemekleri" biter bitmez ısıl işlem görüp dehidrasyona uğrayıp canlılıklarını kaybediyorlar. Geriye kalan bakteri kılıfları ve onların canlıyken oluşturdukları ağımsı yapı preslenerek diyafram oluşturuluyor. Yapılarından dolayı o kadar ince bir diyafram oluşuyor ki sanırım standart bir pamuk ipliğin 500'de biri incelikten bahsediliyordu. Bu hem ucuz hem de biyolojik ve yenilenebildiği için sonsuz bir malzeme kaynağı demek daha ne olsun.
     
  13. Mair

    Mair
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    29 Ocak 2012
    Mesaj:
    2,564
    Alınan Beğeniler:
    1,069
    Abi dumur oldum simdi..Gavur yapmis diyorum :)
     
    Collapse Signature Expand Signature
  14. özkan

    özkan
    Expand Collapse
    Guest

    Acetobacter yine iyide sonra helicobacter olmayalım Saffet müzik dinliyoruz derken :evl
     
  15. Hanamichi

    Hanamichi
    Expand Collapse
    DSD

    Katılım:
    6 Kasım 2012
    Mesaj:
    1,217
    Alınan Beğeniler:
    2,539
    Turuncu forumda burn-in ile ilgili sorulan soruya karşı Sinan Buğdaycı şöyle bir cevap vermiş;



    Merhaba,

    Bu soru sıkça soruluyor, BURN IN olayı kulaklıklar için gereksizdir, hatta
    kulaklık icin zararı dahi olabilir. Kulaklıklarda kaliteyi belli eden kulaklığın
    normal kullanım süresi içerisinde çalışma özelliklerini dengeli bir şekilde korumasıdır.
    Kulaklık kapsülü haraketli bir mambran ( genellikle elastik bir folyo ) üzerine yerleştirilmiş
    bir bobinden oluşur. Bobin bu membran ile birlikte sabit bir miknatıs içerisindedir, bobinden
    gecen akımnın oluşturduğu elektomıknatıs ile oluşan sabit mıknatısa vektörel olarak farklı bir manyetik akı
    gücü ile membran hareket eder ve bulunduğu kapsül gövdesi içerisindedeki havayı bu bobinden geçen akımın şiddeti
    doğrultusunda titretir ve titreyen/salınan hava sonucu ses oluşur.


    Kulaklık kapsüllerinde bu hareketin sınırlarını belirleyen unsur membranın elastikiyeti ve boninini oluşturan telin ( iletkenin )
    ağırlığı ve iç drencidir.

    1-Belitmiş olduğum memranın elastikiyeti zamanla ( normal kullanım süresi içerisinde ) kaliteli bir kulaklıkta
    değişim göstermez. ( Mekaniki direnç farlılığı ve değişimi ) ve değişmeyecek şekilde yapılandırılmışlardır.

    2-Aynı şekilde bobini ( elektromıknatısı ) oluşturan telde ( Bakır ağırlıklı kısmen aluminyum ve Gümüş bileşenli )
    normal kullanım süresi içerisinde kaliteli bir kulaklıkta iç dirençi ve ağırlığında değişim göstermez.
    Göstermiyecek şekilde yapılandırılmışlardır.

    "Burn In" olayında kast edilen ve amaçlanan hedef, kulaklığın sanki mekaniki hareketli bir mekanik
    parçasının yatağına, rayına alıştırlması, kulaklıklar için gereksiz bir çaşılmadır.

    Bu Burn olayı genelde sanki otomobillerin motorunun açılması için gerekli kat edilmesi gereken Kilometre miktarı
    gibi gerekli sanılan yanlış bir bilgi; kulaklık kullanıcıları arasında dolaşmaktadır, böyle bir durum söz konusu değildir.
    ( Günümüz Otombilleri için bu doğrumudur onuda bilemiyorun ? bunu ayrıca bir uzmanına sormalı !) Etkisini kabullensekte
    dikkate alınacak bir değer değildir.

    Burn olayının sakıncalarına gelince, kulaklık kapsülleri genelde 30-40 Hz ile 16000-20000 arasınada frekanslarda çalışacak sekilde
    imal edilirler. Simdi burn olayı gerekli ve geçerli olsaydı akla şu sorular gelirdi ve cevaplanmalıydı.

    1- Kalaklığa hangi frekansta ses sinyali vermeliyiz?
    2- Bu frakansı hangi güçte ( ses şiddetinde ) (mW ) olmalı ?
    3- Bu işlemi ne kadar süre ile yapmalıyız ?
    4- Hatta bu işlem sırasında kulaklık açıktamı ( oda sıçaklığındamı (21 C/derece ) yoksa kulaktamı ( 37 C/derece ) olmalıdır ?

    Simdi bu soruları çevaplamak zor iken ve cavaplasanızda uygulamak neredeyse imkansızken, BURN olayının hiç bir tutatlı tarafı kalmıyor.

    Farz edeleim kulaklığınızı
    belili bir süre , her sitede ( forumda ) farklı rakkamlar verilir (24-200 saat )..
    belirli bir frakansta , kimi şu tarz kimisi yok falanca tür müzik der...
    belirli bir güçte, kimi sonuna kadar aç derken kimide 2/3 aç gibi değişir, oysa her Çalıcının güçü denk değildir ve
    belirli bir ısıda,ortamda Burn ettiniz ( yok yastık altında, yok efendim cebinizde )...

    Ne oldu; o kulaklığı o belirli frakansa REZONANSA yatkın hale getirmiş olursunuz ki istenmez.

    Hadi Olsa olsa en mantıklısı israr etsek, ses sinyali olarak PEMBE veya BEYAZ gürültü ( ŞELALE SESİ ) verdiniz.
    ( Bu tür sesler tüm Ses frakanslarını kapsar )
    http://en.wikipedia.org/wiki/White_noise
    http://en.wikipedia.org/wiki/Pink_noise
    yinede cevaplanmamış 3 sorunuz kalır.

    süre, güç ve ortam ( her biri, her bir kualaklık ve çalıcı icin farklılık gösterecektir)

    Bu sorulara kesin bir cevabı kim verebilir ?

    Bunları sanırım artık irdelemeye gerek yok,
    hele güçü tutturamazsanız ( Fazla verirseniz ) kapsülü aşırı ısıtarak ( OVERDRIVE ) kızmen iç drencinin ( Karakteristiğinin )
    bozulmasına hatta yanmasına ( Telin kopmasına ) sebebiyet verebilirsinz, ürününüz GARANTİ DIŞI kalır.

    özellikle belirli tek bir frekans vermeniz dudumunda zarar gören Çalıcınız'da

    ( Çıkış katını, yani kulaklık Amplipifikatörü'de ) olabilir.


    Gördüğnüz gibi kulaklıklar için BURN olayı bu olaya inanan ve savunanlar için dahi yöntemin ve sürecin belirlenmesi

    açısından zor ( çıkmaz ) bir konu, işin detaylarına girince.

    frekans, süre, güç ve ortam ( her biri, her bir kualaklık ve çalıcı icin farklılık gösterecektir)

    Tabiiki uzun vadede kullanımın sonucu ( 2 bin saat ve üzeri ) dinlenilen sesin şiddetine ve tarzına ( Bass veya Tiz ağırlıklı )
    göre kulaklıkların karakteristiklerinde değişimler olacaktır, Ama şunuda unutmayınız ki kulak terinin ve pişliğinin kulalaklığın
    kapsülüne olan olumsuz etkisi ( geçen süreç içerisinde ) orantısal olarak kat ve kat fazladır ( özellikle kanal tipi ve kulak içi tipte )
    ve genelde duyulan ve algılanan değişimin sebebei kapsül izgara ve kanallarının tıkanması ve pislenmesidir.

    NOT: Kulak bölgesinbde ( Anlınız dahil ) terlemye başladıysanız bünyenize uygun maximum ses seviyesini aşmışsınız denektir.
    Bu durum İşitme duyunuza kalıcı şekilde zarar verebilir ve kulaklıkğnızın aşırı ter sıvısından olumsuz yönde etkilenmesi anlamına gelir,

    ve bu tür arızalar GARANTI DIŞI değerlendirilir.

    İnternette konuyu araştırdığımda'da hiç bir markanın kulaklıkları ile ilgili olarak bir
    "Burn In" olayından bahsettiğini okuyamadım, konu sadece forumlarda mevcut.

    Özetle BURN IN olayı diye bir durum kulaklıklar için yoktur, kulaklıkların BURN IN ile açılacak veya alıştırılacak hiç bir parçası bulunmamaktadır,
    Ambalajından çıkarıp hemen kullanabilirsiniz.

    Zaten "BURN IN" durumu kabullensek dahi ortalama bir kullanıcı için 1 haftalık normal bir kullanım sonucu "BURN IN"olayı kendiliğinden
    gerçekleşmiş durumdadir, o halde "BURN IN" olayını tartışmak sizde artık hak verirsiniz yersizdir.

    Düşünün bi 100 binlece hatta milyonlarca kulaklık kullanıcısı için forumlara bakılırsa 100 bin ila 1 milyon defa 50-200 saatlık bir "BURN IN" çılgınlığı süre gelmeli.
    ( min. 5 milyon Saat , max.!i siz hesaplayın ) Hiç bir zaman sonu gelmeyecek, Ne büyük Kayıp. ( Maddi ve Manevi )

    Tabiki Renkler gibi seslerin algılanması kişisel olarak farklılıklar gösterecektir, herkesin ses duyumu faklıdır,
    ancak kabaca bir genelleme yapılabilir.

    Unutmayınız "Falanca kulaklıklık en iyi kılaklıktır" diye bir olgu söz konusu değildir,
    Yerinde ve uygun olarak kullanılan vede beğendiğiniz kulaklık sizin için en iyi kulaklıktır,
    başkası için durum farklı olabilir.
    Farklı sitelerden alıntı yapmak serbest mİ bilemedem bilgi metandan geldiği için paylaştım .
    Saygılarımla,

    MeTan Ltd.
    Sinan Buğdaycı
    Teknik Servis Müdürü
     
  16. Mair

    Mair
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    29 Ocak 2012
    Mesaj:
    2,564
    Alınan Beğeniler:
    1,069
    Reyis, ki bana demisti "ben 20 yildir bu isi yapiyorum", demisse dogru demistir. Saygilar :)

    Sanirim burnin olayinin psikolojik tarafini irdelemeli.


    Sent from my iPad using Tapatalk
     
    Collapse Signature Expand Signature
  17. UmutecH

    UmutecH
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    24 Aralık 2011
    Mesaj:
    3,163
    Alınan Beğeniler:
    2,253
    Ben onu bunu bilmem burn-in boş iş diyen taş olur :D


    Sent from my iPad4 using Tapatalk HD
     
    Collapse Signature Expand Signature
  18. özkan

    özkan
    Expand Collapse
    Guest

    Burn-in'in psikolojik tarafını irdelemeye gerek yok bana göre. Kişiden kişiye kulaktan kulağa değişen bir algı süreci ve kulak eğitimiyle de ilgili birazda bu durum. Eğitimli bir kulak her zaman farkı hissedebilir hatta ben biraz daha ileri gidip armatür sürücülü iemlerin bile piştiğini iddia ediyorum. Pfe'yi ilk duyduğumda ki ses ile bilmem kaç saat sonra duyduğum sesi arasında baya fark vardı. Belki kablo, belki sürücü, belkide her ikiside ama kesinlikle var.
     
  19. HaypurTiryading

    HaypurTiryading
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    12 Ocak 2012
    Mesaj:
    460
    Alınan Beğeniler:
    225
    Armatür bir dinamik gibi burn olmuyordur belki ama her türlü alet oluyor diye düşünüyorum. Kablo konusunda ise her türlü kulaklık belli bir kabloya sahip. Onlarda belli bir saat sonra daha iyi iletime sahip oluyor sonuçta. Daha rafine bir ses alınıyor driver'ı pişmiyor kabul etsek bile (sadece kablonun burnu ile).
     
    Collapse Signature Expand Signature
  20. Kuzey

    Kuzey
    Expand Collapse
    DSD

    Katılım:
    22 Ocak 2012
    Mesaj:
    1,088
    Alınan Beğeniler:
    69
    Helico her 2 insandan birinde var abi, olmayanların çoğu da zaten ABD-Kanada, Kuzey Avrupa'da falan yaşıyor. Teknik olarak zaten ondan kaçmak zor, yapıcak bir şey yok. :evl