Mustafa Kemal - (Yılmaz Özdil)

'Konu Dışı' forumunda cyraz tarafından 7 Kasım 2018 tarihinde açılan konu

  1. cyraz

    cyraz
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    30 Haziran 2013
    Mesaj:
    298
    Alınan Beğeniler:
    167
    Mustafa Kemal'i daha önce böyle okumadınız sloganıyla tanıtılan kitap 10 yıllık bir çalışma ve yerli-yabancı 200 bin kadar kaynak gözden geçirilerek oluşturulan kitap; Tüm Dünyada hayranlık uyandıran ve en basit tabirle bizi aydınlığa kavuşturan Mustafa Kemal'i anlatmayı kendine borç bilmiş yazarın çok büyük emeklerle oluşturduğu bir kitap.

    Gelirlerinin bir kısmının(oranını bilmiyorum) Atatürk'ün annesinin vasiyeti de göz önünde bulundurularak Darüşşafakaya bağışlanacağı belirtilmiş.

    Her şey bir yana böyle muhteşem bir insanın hayatını merak edip, anlamasını istediğim siz değerli arkadaşlarım için kesinlikle okumasını istediğim bir kitap.

    Benim de şu sıralar okumaya devam ettiğim kitabı, gözleriniz yaşara yaşara okumanız dileğiyle...
     
  2. mavi

    mavi
    Expand Collapse
    MP3

    Katılım:
    6 Temmuz 2013
    Mesaj:
    188
    Alınan Beğeniler:
    1,350
    Ben bu tip kitaplardan uzak duruyorum. Kasti olarak.

    Zira tarihi konuları veya tarihe malolmuş insanları, yazarlar kendi ideolojileri ve "görmek istedikleri" çerçevede belirli oranda çarpıtarak ve dejenere ederek anlatmaktalar.

    Bir nevi "sahte bilim" üretimi aslında bu.

    Bir eserin oluşturulmasında kullanılan kaynak sayısı onun anlattıklarını, bulgularını, tezlerini "bilimsel" yapmaya yetmez ; zira bilimin kendine has bir metodolojisi vardır ve bu bakış açısı olmadan safi data, bilim üretimi için yeterli değildir.
    (Tarihsel örnek : Naziler, Ari ırkının üstünlüğünü ifade etmek için zamanında "bilim" kullandılar ; fakat metodolojileri bilimsel değildi ; son derece taraflıydı. 1970'lerden sonra sigaranın zararları bilimsel olarak gösterilene kadar endüstri, "sigaranın zararlı olmadığını" göstermek için yine "sözde" bilimi kullandı.)

    Bir tarih kitabı / tarihsel bir kitap (ve yazarı) gücünü bilimden almayı ve okurlara propaganda yapmadan, olabildiğince "en doğruyu" vermeyi amaçlıyorsa, en başta insanları "kayırmak" veya "kötülemekten" kendini alıkoymalı ; yani bir anlamda "olanı olduğu gibi" anlatmaya çalışmalı, kitapta anlatılan olay veya kişiye dair yorumu da okuyucuya bırakmalıdır.

    Örneğin bir haber sunucusunun görevi bize olabildiğince nesnel biçimde haberi sunmaktır, "yorum yapmak" değil.
    Televizyonda gördüğümüz ve sunduğu haberlere kendisinin (veya patronunun) ideolojisi doğrultusunda yorum yapan şu bizim "anchorman"ler ise dolaylı olarak izleyicileri aşağılayan bir tavır içerisindedirler. Bir anlamda "size haberi vermek yetmez, siz yorumlayamayacağınız için onu da ben yapıyorum" alt-metnine sahip, üstten bakan bir tavırdır açıkçası bu.
    Okuyucuyu / dinleyiciyi pasifleştirir, "senin düşünme gerek yok, verdiğim hazır düşünceleri al, papağan gibi ezberle" mesajı veren faşizan bir tavırdır.

    Tarih yazarının da tam olarak yapMAması gereken şey budur.

    Bize Mustafa Kemal'i anlatmak mı istiyorsun Özdil?
    Anlat, ama fazla yorum yapmadan, Atatürk'ün hayatına dair herhangi bir konuyu öne çıkarmadan veya sansürlemeden, herhangi bir ideolojik kaygı gütmeden yap bunu ; biz de yazdığını okuyup kendi yorumumuzu yapalım.

    Peki Yılmaz Özdil'in Atatürk konusunda objektif olabileceğini, ona karşı bilimsel yaklaşabileceğini düşünür müyüz?

    Hayır tabii ki.
    Dolayısıyla yazdığı kitap, bilimsel ve objektif bir bakış açısı içeren ve bu ülkenin kurucusunu, bu ülke insanlarına daha gerçek ; başarıları, sevgileriyle, hatalarıyla, zayıflıklarıyla kanlı canlı biçimde tanıtmayı amaçlayan bir tarih kitabı olmaktan ziyade kahramanlarının her insana has kusurlarını, hatalarını gizleyen ve onları en nihayetinde ölçüsüzce putlaştıran, gerçekliğin "romantize" edildiği edebiyat kurmacalarından biri olmaya daha yakındır ve siyaset de içerdiği için bir anlamda propaganda eseridir.

    Bu yüzden, kitabı okuyan / okuyacak arkadaşlara orantılı bir gerçeklik içeren bir tarih kitabı değil de bir tarihsel kurmaca / hikayeye yaklaşır gibi yaklaşmalarını tavsiye ederim.

    Kusura bakmayın, eğer bu konuda hassasiyeti olan dostları incitecek şeyler yazdıysam özür dilerim ; fakat ortaokulda Asım Aslan'ın "Sömürülen Atatürk ve Atatürkçülük" kitabını okuduktan sonra bu "hayali tarih" yazımına ve "muktedir güzellemelerine" daha çok tepki duymaya başladım.

    Ve toplum içerisinde tanınırlıklarını kullanarak, geçmiş olayları / kişileri kendi istekleri ve ideolojileri doğrultusunda çarpıtan, yani bir anlamda gerçek tarihi tahrif ederek ülke insanlarını aldatanların bize toplum olarak fena halde zarar verdiklerini düşünüyorum.
    Kendilerine tepkim bundan.
     
    Carpediem, barocka, mfya ve 7 kişi daha bunu beğendi.
  3. zxc

    zxc
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    4 Aralık 2013
    Mesaj:
    1,895
    Alınan Beğeniler:
    4,777
    @mavi, riskli ancak anlamli yorum icin tesekkurler. Aynisi Osmanli konulu bir cok kitap icin de gecerli. Acikcasi Ataturk hakkinda yazilanlari okudukca sevineyim mi uzuleyim mi arada kaliyorum... Bir insani elestirilemez yapmak, ona verilecek en buyuk zarar bence. Ataturk, eksisi ve artisiyla tartildiginda geri kalacak bir insan mi ki bundan israrla kaciniyoruz? Cok yazik.

    Bence genel olarak tarih egitimimiz acaip sorunlu bireyler uretiyor. En azindan Izmir'de oyleydi. Zararli derecede milliyetci yetismisiz. Tipik bir Amerikali'ya "Yahu bi suru kizilderiliyi kesmissiniz" deseniz "Dogru" deyip kabul eder. Kolaysa 1915 olaylarindan bahsetsinler bize. Ön yuz bin argumanla kosar gelir, kanimizin son damlasina kadar savunuruz olan biteni... Ölen binlerce yasli, kadin, cocuk kimin umrunda? "Ama ama..." demeden once, once bi durumu kavrayabilsek...

    Alakasiz oldu ama icimde hep bir uktedir...
     
    Chaturanga, mavi, endia ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  4. Chaturanga

    Chaturanga
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    12 Ocak 2017
    Mesaj:
    1,909
    Alınan Beğeniler:
    5,598
    Görüşlerinize katılıyorum. Ben bu taraflılık (ki kaçınılmaz bir şey insanoğlu için taraflı olma duygusu orası kabulüm) sebebiyle tarihsel hiç bir kitabı okumuyorum, hiç bir tarih metni objektif değildir benim için ve olamaz.

    Her ülkenin tarihi kahramanlıklarla doludur mesela, hepsinde kendileri sütten çıkmış ak kaşık diğer ülkeler ve milletler tu kakadır.

    Atatürk özelinde belirttiğiniz bir insanı hatasıyla kusuruyla kabullenebilme ve gerçekliğe ihtiyaç duygusu tüm tarih içeriği için geçerlidir.

    Hiçbir insan ya da hiçbir ülke hatadan beri değildir önce bu kabulle işe başlanması gerekir ve tüm tarihi metinler de bu insan unsuru dikkate alınarak okunmalıdır.
     
    Collapse Signature Expand Signature
    mavi, mfya, Mikrobiyolog ve 2 kişi daha bunu beğendi.
  5. Chaturanga

    Chaturanga
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    12 Ocak 2017
    Mesaj:
    1,909
    Alınan Beğeniler:
    5,598
    Bu arada şu da yanlış anlaşılmasın. Eleştirdiğim ve tarihi eserlere çok fazla itibar etmeme sebebim Atatürk'le iyi olan şeyleri reddetmek istemem ve olumsuz yorumlar kesin doğrularmış demek değil. Her iki konuda da doğrular ve yanlışlar olabilir, zamanda yolculuk yapmadan yüzde yüz doğruyu bilmek kimse için mümkün değil.

    Ben zaten tarihle ilgili hakikati hiçkimsenin tam doğru yazamayacağı kabulüyle ecnebilerin tabiriyle "kategorik olarak" tarih kitapları ve bu sosyal bilime çok itibar edemiyorum :)

    Ama örneğin ben Atatürk'ü öveceksem bir Atatürkçü'nün övgüsüne değil düşmanlarının övgülerine daha çok itibar ederim. Bu tip insanlar zaten düşmanlarının dahi saygı duyduğu ve faziletlerini geçmişte çokça dile getirdiği tarihte iz bırakmış çok özel insanlardır, haklarında doğru yanlış ileri geri çok muhabbet dönmesi değerlerini eksiltmez.
     
    Collapse Signature Expand Signature
    Carpediem, radyo ve zodiac_tauruss bunu beğendi.
  6. Serhat

    Serhat
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    29 Ocak 2012
    Mesaj:
    647
    Alınan Beğeniler:
    616
    Kitabı okudunuz mu?









    Sesi kulağa aş edenlere selam olsun...
     
    Collapse Signature Expand Signature
  7. Xexec

    Xexec
    Expand Collapse
    MP3

    Katılım:
    7 Nisan 2018
    Mesaj:
    27
    Alınan Beğeniler:
    55
    Yazısının başında “ben bu tip kitaplardan uzak duruyorum. Kasti olarak.” demiş.

    Muhtemelen okumamış))
     
    cyraz bunu beğendi.
  8. refuserQ

    refuserQ
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    13 Ekim 2013
    Mesaj:
    653
    Alınan Beğeniler:
    1,765
    İlber Ortaylı'nın kitabı hakkında düşünceler ne yönde? Bu arada iki kitabı da okumadım.
     
  9. mavi

    mavi
    Expand Collapse
    MP3

    Katılım:
    6 Temmuz 2013
    Mesaj:
    188
    Alınan Beğeniler:
    1,350
    Evet, kesinlikle Hayri Bey : )

    Özellikle "kurucu atalar" için böyle. Ve özellikle eğitim sistemi düşünce / analiz becerilerini geliştirmekten ziyade, bizimki gibi "ezberle ve sürüyü takip et" anlayışıyla tasarlanan ülkelerde bu "kurucular" övgülerle fezaya çıkartılır örneğin ; ki onların insan olduklarını bile unuturuz bir nokta sonra.

    En basitinden ilkokulda sosyal bilgiler dersinde "Atatürk'ün kişisel özellikleri" diye bir bölüm vardı, "Atatürk'ün cesareti, ileri görüşlülüğü, çelik iradesi" gibi bize ezberletilen şeyleri hatırlarsınız ; ne amaçla bunlar bacak kadar çocuklara ezberletilir ve bunu yapmak neye hizmet eder hala çözebilmiş değilim. (Bu arada Atatürk'ün "çelik iradesini" ezberletip akabinde onun içki düşkünlüğü temelli, sirozdan genç sayılabilecek yaşta hayatını kaybetmesini bir çocuğa nasıl açıklarız bilmiyorum)

    Fakat özelde tarih ve sosyal bilimlere dair söylediğiniz şey tüm bilimler için geçerli ne yazık ki. Sahip olduğumuz belki de en güvenilir bilgiyi bize bahşediyor olsa dahi tam manasıyla "güvenilir bilim" diye bir şey yok.

    Hepsi belirli önkabullerle çalışan ve bu önkabuller değiştikçe doğrulukları da değişen, yeni datayla / araştırmayla "yanlışlanabilme" ihtimaline her daim açık olan disiplinler. Bilimsel teorinin zayıflığı ve bir açıdan da gücü (yani ilerlemeciliği ; çürütüldükçe yeni ve daha iyi / kapsamlı teorilerin geliştirilmesi) burada yatıyor.

    Tarihe yaklaşımınız postmodern teoriye oldukça yakın ve çok popüler / haklı bir yaklaşım, fakat hiçbir zaman %100 nesnel doğruyu bilemeyeceğiz diye tarihin kerametini, insana bahşedebileceği bilinci bir yana bırakmak, "sonunda bir gün nasıl olsa öleceğiz - Valar Morghulis!" diyerek yaşamaktan vazgeçmeye benziyor kanımca.

    Bunun yerine kötü / taraflı / özensiz ve buram buram ideolojik tarih yazınını bir tarafa bırakıp, daha nesnel, daha az taraflı ve daha iyi bir bilinç + araştırma ürünü eserlere yönelmek doğru olacaktır diye düşünüyorum. Böyle kitaplar çok var, yalnızca D&R ve popüler kitapçılarda pek "vitrin ürünü" yapılmamaktalar. (İleri çalışmalarda bir ihtimal yanına gideceğim Hollandalı tarihçi Erik Jan Zürcher'in "Modernleşen Türkiye'nin Tarihi" kitabı iyi sayılabilecek bir yakın tarih kitabıdır örneğin)

    Yedi yaşımdan, Özal döneminin biz ülke insanları gözünde alamet-i farikalarından olan o ilk ansiklopedilerin evlerimize destursuzca girdiği zamandan beri, yaklaşık yirmi beş yıldan fazladır düzenli bir tarih okuruyum ve bana dünya algısı, insanlar ve insanlık olarak ortak geçmişimize ilişkin kattığı şeyler, bu disiplini minnet duygularıyla anmamı sağlıyor.

    Pek çok insan kötü niyetli tarih eğitimi yüzünden tanımadığı insanlara, toplumlara, uluslara düşman olur ; neyse ki ben bu zehirden fazla etkilenmeden kurtulmayı başardım. Bu açıdan da kendimi çok şanslı addediyorum.

    Kitapçıda biraz okudum Serhat Bey : )

    Girişindeki ilk birkaç sayfa dahi tüylerimi diken diken etmeye yetti açıkçası.
    Ki okumasaydım da tahminen aynı şeyi yazardım, zira Yılmaz Özdil'in pek çok yazısını okumuş biri olarak kendisinin dünya görüşüne dair fikrim var ve kendisinin ne bilimsel bir tarih eğitimine, ne de Atatürk'e tarafsızca yaklaşabilecek bir siyasi eğilime sahip olduğunun bilincinde olarak bunları yazdım ; kendisi de hakkındaki analizimi boşa çıkartmadı.

    Ben kimseye "Atatürk'ü sevmelisin / sevmemelisin" diyecek haddi kendimde görmüyorum, kişinin özel algısıdır, özel tercihidir sever, sevmez.

    Fakat "hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir" gibi özellikle, söylendiği dönemin koşulları içerisinde harikulade bulduğum bir sözü söyleyecek kafa yapısına sahip bir kurucusu olan bir ülkenin vatandaşı olarak, kendisinin romantize edilip, putlaştırılıp, çarpıtılarak dejenere edilmesi beni rahatsız ediyor.

    Kendisi açık açık en hakiki yol gösterici olarak kendisini değil de bilimi işaret ederken biz hala garip ve faydasız bir geçmiş nostaljisi içerisinde "Atatürk olsa bizi kurtarırdı", "1923 - 1938 dönemi ne güzeldi" gibi pratikte SIFIR getirisi olan yaklaşımlarla ve bunun üzerine ürettiğimiz içerikle zamanımızı / toplum olarak enerjimizi harcıyoruz.

    Farklı zamanlarda koşullara uygun farklı fikirler üreten ; kafası son derece esnek ve dogmatizmden son derecede uzak bir ülke kurucusuna sahipken alıp onu kendimiz dogmalaştırıyoruz, bir de onun icraatlerine "eleştirilememezlik" payesi yükleyip neredeyse seküler bir din yaratıyoruz kendimize.

    Bu arada bizim kısır tartışmalarda, nostaljilerle geçirirken uğraşmadığımız bilimle başkaları uğraşıyor ; akabinde de bize 16 gram ağırlığındaki ufacık bir IEM'i 1500 dolara satıyor : )

    Sevdiğini şuursuzca seven, sevmediğininse azılı düşmanı olan şu klasik "Akdeniz insanı mizacı"nı biraz kontrol etsek, biraz daha ölçülü olsak belki ; her şeyi siyah ve beyaza hapsetmeyip aradaki, insanın hakim rengi olan grinin tonlarını görmeye gayret etsek belki daha doğru şeyler yapar, daha mutlu oluruz.

    Neyse, kitabı edinenlere iyi okumalar!
     
    #9 mavi, 7 Kasım 2018
    Son düzenleme: 8 Kasım 2018
    Chaturanga, returnity, Cyril ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  10. mavi

    mavi
    Expand Collapse
    MP3

    Katılım:
    6 Temmuz 2013
    Mesaj:
    188
    Alınan Beğeniler:
    1,350
    Ortaylı'nın kitabına da bir göz attım, bilimsellik olarak bekleneceği üzere çok daha kuvvetli. Adam sonuçta tarihçi ve iyi bir tarih metodolojisi bilgisi olduğu hemen her satıra yansıyor.

    Fakat Ortaylı da, yukarıda Hayri Bey'in haklı olarak belirttiği tarafsızlık konusunda zaaf sahibi ; milli ideolojiyi siyasi eğilimleri gereği biraz fazlaca kayıran bir historiografik yaklaşımı var, bunu konuşmalarında daha da kuvvetli biçimde görmek mümkün.

    Bilim değişiyor ; kavramlar, kavramların yorumlanması ve bakış açıları, yani bir anlamda bilim metodolojisi sosyal bilimlerde özellikle 1970 sonrası çok ciddi değişimlere uğradı ve iyi bir sosyal bilimcinin "çağının gerisinde kalmamak için" kendisini esnetip bu değişimlere ayak uydurması gerekiyor. Bazı şeyleri yeni baştan öğrenmesi lazım iyi bir sosyal bilimcinin.

    İlber Hoca'nın da iki temel zayıf noktasından biri olan bu "değişime ayak uyduramaması" (ikincisi resmi ideolojiye karşı kuvvetli yakınlığı) onun yazdıklarının kıymetini azaltmakta ; zira hala dünyayı 1950li yılların kalkınmacı bakış açısıyla yorumlama gayretinde.

    Atatürk'ü tanımak isteğinde olan arkadaşlara kısa tavsiyem, yerli tarihçilerden genelde uzak durup yabancılara bakmaları ; zira bizde ya çok sevilip iltimas geçiliyor ya da gizliden kendisine karşı beslenen kin yüzünden bazı tarihçilerin elinde yerin dibine sokuluyor.

    Bunlar, takdir edersiniz ki pek hakkaniyetli değil.
     
  11. Serhat

    Serhat
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    29 Ocak 2012
    Mesaj:
    647
    Alınan Beğeniler:
    616
    @mavi

    Gerek Özdilin gerekse Ortaylının kitaplarındaki yanlışlıklara birer örnek verebilirmisiniz?

    Sesi kulağa aş edenlere selam olsun...
     
    Collapse Signature Expand Signature
  12. zxc

    zxc
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    4 Aralık 2013
    Mesaj:
    1,895
    Alınan Beğeniler:
    4,777
    Mutlaka öyle. Mesela atılan atom bombaları yeterince eleştirilmiyor Amerika'da. Ancak yine de yaklaşımlar arası ciddi fark mevcut. Üçüncü dünya ülkeleri çok daha problemli. Batılılar geçmişlerini eleştirme konusunda çok rahatlar. Biz ise aşırı kasıyoruz. Bariz şartlanmışız.

    Çinli bir arkadaşla seyehat esnasında laf lafı açıyorken konu buraya geldi, güldü kız, "bizde de aynen öyle, boyuna Çin milliyetçiliği gazlanıyor eğitim hayatımız boyunca" dedi.

    Al birini vur ötekine. Çin'e bak, bize bak, bir de "valla dedelerimiz Kızılderilileri çatır çatır kesmiş" diyenin ülkesine bak... Demek ki gözlük takmakla düzelmiyor bazı şeyler.
     
    mavi ve Chaturanga bunu beğendi.
  13. Chaturanga

    Chaturanga
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    12 Ocak 2017
    Mesaj:
    1,909
    Alınan Beğeniler:
    5,598
    Dediğim gibi "kategorik olarak" uzak duruyorum tarih alanından. Birey olarak batı dünyasındaki "bireyler" daha özgür düşünebiliyor evet ama devlet politikaları açısından her ülke kendini günahsız gösterir tarih kitaplarının çoğuna da bu yansır, bu sadece bize has birşey değil.

    Medyanın, haber kaynaklarının tarihin hiç bir döneminde olmadığı kadar yoğun olduğu günümüz dünyasında 20 sene önce Bosna'da insanlar kıtır kıtır doğrandı gözümüzün önünde. Sırp Ortodox kilisesi o dönemin katil komutanlarından birini ölümünden sonra resmen aziz ilan etti.

    Yani insanların kurduğu tüm kurumlar kokuşmuştur/kokuşmaya mecburdur bunun lamı cimi yok.

    Yukarıda bir arkadaşımız kitaptaki yanlışlıklar nelerdir diye sormuş. Ancak, vurgulanmak istenen konu neyin doğru neyin yanlış olduğundan çok bir eserin bilimsel olup olmaması konusu.

    Hakikati kimse bilemez hiçbirimizin elinde tarihteki olaylar için şu doğru şu yanlış diyecek bir mihenk taşı yok. Bize ne nasıl anlatıldıysa ancak o kadarını biliriz, ama bildiğimiz doğru mu yanlış mı bilemeyiz.

    Bu açıdan tarih disiplini zaten müspet bilim bile sayılmaz. Tarih disiplini sadece bir anılar / anlatılar / dedikodular / alıntılar topluluğudur. Bunların hepsi de insan etkisi altındaki konulardır.

    Vurgulamaya çalıştığım en azından benim bu.

    Ben şöyle derim hep, ne olmuş ne olmamış Allah nasip ederse ahirette bütün dünya tarihini izleyeceğim :) O tam bilimsel olacak işte.
     
    Collapse Signature Expand Signature
    mavi ve zodiac_tauruss bunu beğendi.
  14. Chaturanga

    Chaturanga
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    12 Ocak 2017
    Mesaj:
    1,909
    Alınan Beğeniler:
    5,598
    Son sözüm şu olsun, Yılmaz Özdil'in kitabı eminim çok güzel ve eğlencelidir. Kendisinin kıvrak zekası herkesin malumudur. Kitabı da okunmaya layıktır bundan zerre kadar şüphem yok bu çok başka bir konu.
     
    Collapse Signature Expand Signature
  15. OzanBc

    OzanBc
    Expand Collapse
    MP3

    Katılım:
    14 Kasım 2017
    Mesaj:
    64
    Alınan Beğeniler:
    105
    Ben size söyleyeyim: Açıklamazsınız!
    Çocuğun 6 - 7 yaşında, alkol ve bunun getirisi olan hastalığı bilmesine gerek yoktur. Ama aynı çocuğun, Atatürk'ün bu ülke için, sizin de içinde yaşadığınız bu ülke için, nelere katlandığını, nelerle ve hangi gerici zihniyetlerle uğraştığını, ne tür fedakarlıklar yaptığını ve bunları gerçekleştirirken hangi imkansızlıklarla savaştığını, tüm bunları da ancak çelik gibi iradesi ile gerçekleştirdiğini bilmesi gerekir. Hatta bunu örnek alması beklenir. Atatürk her şeyden önce en zor zamanlarda son derece başarılı olmuş bir insandır. Çocuğunuza böyle bir insanı örnek göstermeyecekseniz, kimi göstereceksiniz?

    Atatürk özel hayatında kim olursa olsun, bu ülkenin kurucusu ve yol göstericisidir. Bugün alenen yıkılmaya çalışılan Cumhuriyet kurulduktan sonra 15 sene içinde yaptıklarını yıkmak, 80 yılda nasip olmadı. Bundan sonra da olmayacak tabii, onu da araya sıkıştıralım. Dolayısıyla Atatürk'ün bu ülkede övülmesi ve yüceltilmesi kadar normal bir şey yoktur. Dünyada bu kadar övülen bir insanın kendi halkı tarafından sürekli hatasının aranması bana inanılmaz saçma geliyor. "Atatürk tamam ama hataları da var." Ne kadar meraklısınız Atatürk'ü yermeye. Arkasına sığındığınız söz de hep aynı: "Atatürk'ü putlaştırmayın." Kimsenin Atatürk'ü putlaştırdığı yok, Atatürk'ü putlaşmış gibi gösterip, dindar insan gözünde küçültmeye çabalayanların uydurması bu. Atatürk ne kadar aksini göstermeye çalışsalar da çok büyük bir insandı ve kendisine saygı gösterip, örnek almak kadar doğal bir şey olamaz. Ayrıca Atatürk içki içiyordu diye içki içmesi gerektiğini düşünen insan varsa, o ağır geri zekalıdır, zaten kimseyi örnek almasın o.

    Tabii ki bilim ve ilimde ilerleyerek Atatürk'ün açtığı yolda ilerlememiz gerekiyor, hatta onun yaptıklarından çok daha ileriye gitmiş olmamız gerekiyor(du). Ama bizim bunu başaramamış olmamız acaba sürekli hatasını aradığınız Atatürk'ün suçu mu? Yoksa ne kadar çabalanırsa çabalansın eğitilmeyen, kişisel hırsları için Atatürkçülük ticaretinden, din ticaretine kadar her şeyi yapacak olan bir kesim mi engel bunların olmasına? Bu insanların kanı bozuksa bu Atatürk'ün suçu değil, siz de bu insanların safsatalarını aşarak Atatürk'ü anlayacak kadar zekisinizdir diye düşünüyorum.

    Diğer yazdıklarınızı da okudum ama "bence" asıl fikrinizin üstünü örtmek için bu tip yumuşatmalar yapmışsınız. O yüzden çok bir anlam ifade etmiyorlar.

    Aslında bunları da yazmazdım ama bilmenizi isterim: Bu ülkenin bir kesimi ne kadar çabalarsa çabalasın, biz Atatürk'ün açtığı ve halkının devam edip ilerlemesini istediği yolda ilerlemek için her şeyi yapacağız. Bunu da hiç kimse, hiçbir ideoloji, baskı ya da eyyam engelleyemeyecek.
     
    returnity, Italoman, artears ve 1 kişi daha bunu beğendi.
  16. Sadkmf

    Sadkmf
    Expand Collapse
    MP3

    Katılım:
    10 Kasım 2013
    Mesaj:
    41
    Alınan Beğeniler:
    18
    Ermeni meselesi ile Amerikan yerlilerini kıyaslamak...
    Sioux'lar Michigan'ı bize verin üste de 250 mia tazminat falan deseydi ne yapardı acaba "aşmış" Amerikalılar...
    Ortada adam bırakmamışlar adam...

    Geçmişimizle hesaplaşmalıyız tabii, mesela Malazgirt sonrası Anadolu'da milyarlarca karıncayı ezmiştir Türkler, Hayvan hakları dernekleri hemen devreye girmeli...
     
  17. Mikrobiyolog

    Mikrobiyolog
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    5 Ocak 2016
    Mesaj:
    665
    Alınan Beğeniler:
    2,839
    Bence: Herhangi bir yazarın, bir konuyu yazmaya yönelmesinin sebebi, yazdığı konudan olumlu ya da olumsuz yönde etkilenmesidir. Bu bağlamda yazar, konuyu yazmaya değer bulduğu anda, tarafsızlığını kaybetmiştir bir kere. Bu nedenle tarafsız bir kitap bulmak bir hayaldir. Hiç bir kitabın arkasında siyasi bir ajanda olmadan yazıldığını düşünmüyorum. Yapılabilecek şey hangi tarafta olduğu iyi bilinen bir yazarın kitabını okuyup, kaynaklarını dikkate alarak, zihnimizin süzgecinden geçirerek değerlendirmek olacaktır. Sonrasında tam zıt görüşteki bir yazarın konuyla ilgili kitabı da aynı yöntemle okunursa, mevzu daha iyi kavranabilir. Herhangi tarihi bir kişi ya da olay üzerine tezler ve antitezler çok sayıda olabileceğinden, konuyla ilgili sağlıklı bir çerçeve çizebilmek için çok daha fazla sayıda kitap okumak gerekebilir. Elbette bu dediğim belirli bir konuda yazılan her kitap mutlaka okunmalıdır anlamına gelmez, kayda değer kitaplar okunmalıdır. Ancak belirli bir tarafın kitabını, sırf o tarafa ait diye göz ardı etmek ön yargılı bir yaklaşım olur ve kitabın anlattığı konuyla ilgili bilgi edinmek isteyen kişinin -eğer benzer bakış açısıyla ele alınmış başka eserleri okumadıysa- belirli bir bakış açısını tamamen gözden kaçırmasına ve konu hakkında eksik bilgilenmesine neden olabilir.
     
    refuserQ ve Chaturanga bunu beğendi.
  18. zxc

    zxc
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    4 Aralık 2013
    Mesaj:
    1,895
    Alınan Beğeniler:
    4,777
    @OzanBc, aslında ihtiyacımız olan şey biraz daha sağduyu, biraz empati, ve eskilerin akl-ı selim dediği şey.

    Ülkemizin bahsettiğiniz kesimleri arasında aslında çok bir fark yok. Temelde herkes ülkesinin ilerlemesini ve refaha kavuşmasını istiyor. Gerçekten karanlıktan medet uman milyonlar yok.

    Atatürk'e toz konduramayanla her fırsatta laf çakmaya çalışan temelde birbirine o kadar yakın ki.

    Aslında olayın Atatürk'le de hiç bir alakası yok. Çoğu evrim tartışmasının evrimle hiç bir alakası olmadığı gibi. Toplum olarak hastayız. Semptomlar bunlar hep.

    Toplum olarak:
    1. Herkese temel insani hakkı olan fikir, din, düşünce özgürlüğünü verebilsek,
    2. bu tercihlerden bağımsız eşit fırsat olanağı sağlayabilsek,
    3. şahsi kriterlerimize göre belirlediğimiz adaleti değil de yazılı kanunları savunabilsek,

    inanın ülke olarak kısa sürede ilerleriz. Atatürk'ün istediği de bu değil mi zaten?
     
    #18 zxc, 8 Kasım 2018
    Son düzenleme: 8 Kasım 2018
    mavi, Chaturanga ve ludwig bach bunu beğendi.
  19. Mikrobiyolog

    Mikrobiyolog
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    5 Ocak 2016
    Mesaj:
    665
    Alınan Beğeniler:
    2,839
    Binlerce yıllık Anadolu kültürünü çöpe at diyorsunuz yani.. :)
     
    mavi, refuserQ ve zxc bunu beğendi.
  20. cyraz

    cyraz
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    30 Haziran 2013
    Mesaj:
    298
    Alınan Beğeniler:
    167
    Tek bir sorum olacak. Ben burada sadece kitapla ilgili haber verici nitelikte konu açmayı uygun gördüm. Kitap içeriği ile ilgili milyon tane atıfta bulunmuşsunuz. Sorum şu: Kitabı okudunuz mu?
     
    #20 cyraz, 8 Kasım 2018
    Son düzenleme: 8 Kasım 2018
    artears bunu beğendi.