İkinci el arabalar.

'Konu Dışı' forumunda Varsayılan ismail tarafından 19 Temmuz 2020 tarihinde açılan konu

  1. BatmaN19

    BatmaN19
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    2 Eylül 2010
    Mesaj:
    596
    Alınan Beğeniler:
    794
    @zxc

    "Soğuk iç savaş" Tanımı yada tespitine sonuna kadar katılıyorum.belkide ülkenin psikolojik durumunu en güzel özetleyen cümle bu olabilir.
     
    Collapse Signature Expand Signature
  2. Xexec

    Xexec
    Expand Collapse
    MP3

    Katılım:
    7 Nisan 2018
    Mesaj:
    79
    Alınan Beğeniler:
    239
    İkinci el araçla alakası yok. Offtopic yapıyoruz ama
    “Soğuk iç savaş” moduna vatandaşı sokan kim ya da kimler? Bu insanlar 40 yıl önce böyle miydi mesela? insanlar kendilerinden olmayanı kolayca “vatan haini ya da terörist” olarak yaftalabiliyor muydu?

    insanlar kendi komşularından şüphe duyuyor muydu ya da sokakta bir çocuğun başını okşamak bu kadar zor muydu?

    Ana konuya döneyim.
    Dün ikinci el bi araba mı alsam diye sarı siteye girdim. Aklımda Fiat palio vardı. Az yakar çok kaçar düşüncesiyle bi bakayım dedim.

    90 bin liralara kadar araç var. 150bin Km’yi geçmiş.
    En genci 10 yılı devirmiş.

    İkinci el araç İçin 90 bin kredi çeksek 48 ayda
    137 bin civarı geri ödeme yapmam gerek.
    Yani ortalama 2.900 lira aylık ödeme demek.

    Aylık maaşımın 3bin olduğunu düşünürsek; 4 yıl fotosentezle yaşadığım taktirde elle tutulur bir palio alabiliyorum ama bu sefer de benzin, sigorta, muayene, bakım vs vs masraflarını ödeyemiyorum.

    Dünyanın her yerinde araç sahibi olmak bir ihtiyaçken(istisnalar elbette vardır(var)) Türkiye’de araç sahibi olmak lüks. Araç almak yatırım aracı olarak görülüyor.

    Çalıştığım fabrikada ön muhasebeci sıkışmış. Eşinin baba yadigarı 75 model bir renosu varmış. Onu satacaklar. Ne kadar diye sordum 30bin altına satmam demiş eşi. Full orjinalmiş, bakımlıymış falan fıstık. Amerika’da adam 30k paraya Mustange biniyor.
    Sıfır arabaya 100k para veren adama “oha herif demekki iyi kazanıyor” gözüyle bakılıyor.
    Burada 100k’ya sıfır araç yok.

    Uzattım ama şimdi aklıma geldi.
    Son model bir Ford Mondeo’nun sıfır fiyatı 1 milyon ulaştı.(vergiler ile)
    Avrupa’da aynı araç 29 bin. Avrupalı asgari ücretle çalışan bir kişi aynı arabayı 2 yıl doldurmadan alabiliyor. Türkiye’de bu süre on yıllar sürüyor. O on yılların sonunda arabanın fiyatı yerinde kalmıyor tabi :D ne kadar biriktirirsen biriktir alacağın ürün senden uzaklaşmaya devam ediyor.

    Ha Avrupalı kardeşimiz ben burada çalışıp arabayı Türkiye’den alacağım derse onun İçin de 6 sene çalışması lazım. (1€ = 10 TL olduğu halde)
     
  3. PehliOne

    PehliOne
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    6 Ağustos 2018
    Mesaj:
    283
    Alınan Beğeniler:
    230
    EU ve USA da kimse nakitle arabada almıyor. Orada leasing denen uzun dönemli kiralama gibi bir şey var. Araba 100k ise 5k yada 10k peşinat verip gerisini 3 yıl sanırım ayda 500-600$ ödeyerek araç a sahip oluyorsun 3 yıl sonrada arabayı geri veriyorsun. Yani bu kadar alım gücüne rağmen illa nakit almak zorunda değilsiniz, kredi çekseniz bile siciliniz iyiyse %3 yada 5 faiz falan çıkıyor.

    TR de sistem araba almamak üzerine kurulmuş, cari açık v.b sebeplerden ötürü ithalatı bastırmak için araba, telefon, konsol gibi çokta hayati olmayan şeylerde deli vergiler var. Mesela bilgisayar parçalarında sadece %8 mi 18 mi ne kdv var sadece çünkü üretim aracı olarak görülüyor, ancak aynı parçaları içeren bir oyun konsolunda çok daha yüksek vergiler var. Ülke için bakarsak iyi, ancak alt, orta kesim biraz acı çekecek. O yüzden "get rich or die trying" :p
     
  4. zxc

    zxc
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    4 Aralık 2013
    Mesaj:
    3,017
    Alınan Beğeniler:
    6,656
    Oyun konsolu, üretim fiyatına satılan, kâr marjı sıfıra yakın (hatta negatife yakın) bir oyuncaktır. Benzin, zevk için değil, ülkenin ekonomisine katkı yapan bir çok iş için önemli bir harcama kalemidir.

    Bu tür fahiş dolaylı vergiler ülkenin ekonomisini geriletir, zengin ve fakir arasındaki gelir uçurumunu arttırır. Ülkemiz zenginlerden alması gereken vergiyi topluma yayarak herkesten almakta. Son beş yılda verilen milyonlarca TL'lik vergi afları malum.

    Gerçi problem bunun da ötesinde. "Devletin malı deniz, yemeyen keriz" mottosu her devlet kurumunun her odasına çerçeveletilip asılmış olmasa da işleyişte görüyoruz ki aşağı yukarı böyle. Bu kadar yolsuzluk, yağma ve hortumun faturasını kim ödeyecek?
     
    #24 zxc, 23 Temmuz 2021
    Son düzenleme: 23 Temmuz 2021
    Xexec bunu beğendi.